Osman Sert: Ankara zirvesinin iki sembolik çıktısını not etmek gerek

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Ankara zirvesinin resmi bildirileri ve algılara seslenen malzemeleri aşan iki sembolik çıktısını not etmek gerek. Birincisi iktidarın ABD ile akıllara değilse de vicdana zarar büyük yakınlığı. Madem “Dünya beşten büyüktür” sloganının, “Sessizlerin sesi, mazlumların hamisi” olmanın ederi Kaan uçaklarına alınacak motor, Halkbank davasından affedilmekti keşke baştan öyle davranılsaydı. Madem kahveci ve Coca-Cola protestolarının ömrü Trump’ın gelmesine kadardı ve Ankara’nın semalarını ABD bayrağının rengine boyamak bu kadar kolaydı boşuna Amerikan karşıtlığı üzerinden duygu devşirilmeseydi.

Reelpolitik hayatın ve dış politikanın vazgeçilmezi. Romantik kavgalar, ideoloji kitaplarının idealleri ile ülke yönetmenin sonu yönetenler için de halklar için çoğu zaman kötü bitti. Ama ahlaki ilkeler ile pragmatizm arasında ince bir çizgi varsa Türkiye birincisinin pek de olmadığı zamanın ruhuna uygun bir dünya kurdu kendisine. Toplumun da böyle bir derdi kalmadı ise zaten herkes mutlu demek.

İkinci uzun vadeli mesajı ise 2004’te kendi ülkesindeki NATO zirvesine başbakan eşi olarak davet edilmeyen Emine Erdoğan’ın bu sefer zirvenin ev sahibesi olmasıydı. Geriye bakınca ülkenin ne faşizan, dar kafalı ve arkaik bakışlardan kurtulduğunu görmek daha çarpıcı. Bugün yapılanlar haksızlıklar ve anti-demokratik tutumlar eskinin baskılarını temize çekmeyi gerektirmiyor. Türkiye görünen o ki ayarsızlık konusundan kendisini aşmayı sürekli başarabilen bir ülke olacak. Makulü görmeye bizim ömrümüz yeter mi bilmek zor.

Osman Sert’in yazısı