Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından alınan Özgür Özel, “Mahkeme başkanı (tutuklu İBB başkanı) Ekrem İmamoğlu’na savunma yaptırmamak için, mümkün olduğu kadar geç yaptırmak için elinden ne geliyorsa onu yaptı” dedi.

İBB davasının 64’üncü gününde İmamoğlu ile mahkeme heyeti arasında savunma süresi nedeniyle tartışma çıktı. Tartışmanın ardından salondan çıkartılan İmamoğlu’na mahkemede “Ben savunma yapmam, ben yargılayacağım, yargılayacağım merak etmeyin, ben iddianameyi yapanları yargılayacağım” sözleri nedeniyle ‘kamu görevlisini tehdit’ suçlamasıyla Bakırköy Başsavcılığınca soruşturma açıldı.
‘Suç örgütü kurmak ve lideri olmak’la suçlanan İmamoğlu’na 849 yıldan 2 bin 430 yıl altı aya kadar hapis cezası isteniyor. Fakat halen savunmasını yapamadı.
‘Tüm zamanların en büyük kötülüğüyle karşı karşıyayız’
Duruşma sonrası Silivri’de konuşan Özel, şunları söyledi:
“Allah şahittir ki, hepiniz şahitsiniz ki, hepimiz şahidiz ki ilk günden beri Ekrem İmamoğlu ‘İlk savunmayı ben yapmalıyım’ diyor. ‘Söz verin bana’ diyor. ‘Söz verin, savunma yapacağım’ diyor. ‘Çünkü mesele bu insanlarla ilgili değil’ diyor. Burada 400 kişiyi yargılıyorsunuz, 400’ün üzerindeki kişiyi.
İlk gün için 100’ün üzerinde tutuklu vardı, bugün 53’e indi. Bu insanlarla kimsenin bir meselesi yok. ‘Hedef benim. Onun için bırakın bu masum insanlarla uğraşmayı, bırakın onları’ diyor. Gün geldi o kadar kızdı ki ‘Bütün suçları bana atın, herkes çıksın’ dedi. ‘Ama mesele benimle onun arasında’ diye bunu söyledi, hepiniz duydunuz.
Allah şahittir ki, basın şahittir ki, hepimiz şahidiz ki o günden beri mahkeme başkanı Ekrem İmamoğlu’na savunma yaptırmamak için, mümkün olduğu kadar geç yaptırmak için, ona mümkün olduğu kadar az söz vermek için elinden ne geliyorsa onu yaptı.
Bir süre sonra da bazı kalıplar geliştirdi, en çok da siz duydunuz: ‘Ekrem Bey zaten savunma sıranız gelince bunlara istediğiniz kadar geniş geniş, uzun uzun yanıt vereceksiniz. Şimdi bu konuşulan bilirkişi ve onun bu eylemi hakkında söz alıp açıklama yapmanıza gerek yok. Sıranız gelince nasılsa bu eylemlerin her birisine yanıt vereceksiniz’ dedi. Duydunuz, şahitsiniz, Allah şahittir.
Ve sona doğru gelince birden mahkeme başkanı ‘Ben bu mahkemeyi, yani 9 Mart günü başlarken, nisan sonunda bitecek diye öngörürken…’ -kendisi öyle diyordu- sonra bunun mümkün olmayacağını o da görmüşken, 9 Mart’ta başlayan mahkemeyi ‘Yarın, ne olursa olsun yarın 9 Temmuz günü bitireceğim’ dedi. Neye göre bitireceksin? ‘Bitireceğim işte’ Gerekçen ne? Söylememiş. ‘Ama 9’unda tutuklu bütün sanıkların sorguları bitmiş olacak’ E bitir, bitir ama şöyle bir durum çıkıyor ortaya: geldi, geldi, geldi bugüne…”
Bütün mesele savunmayı susturmaya kalkmak, bu savunmanın gerçek anlamda millete bir sesleniş olduğunu bildiklerindendir. Biz millete sesleniyoruz, millete. Yoksa 12 Eylül darbecilerinin esirgemediği savunma hakkını bizden esirgeyenlere, FETÖ’cülerin Danıştay katilinden esirgemediği savunma hakkını bizden esirgeyenlere şaşırıyoruz mu sanıyorsunuz?
Tüm zamanların en büyük kötülüğüyle karşı karşıyayız. Tüm zamanların en büyük kararlılığıyla, en büyük cesaretiyle, en büyük özgüveniyle buradayız. Alnımız açık. İşbirlikçiler ne diyorsa desin, yalakalar ne diyorsa desin, tarihin yanlış tarafında duranlar ne diyorsa desin, cesareti olan gelsin buradaki hukuk katliamını görsün, sonra da Ekrem başkan ve arkadaşlara bir kelime daha söylesin.”