Ülkede NATO Zirvesi nedeniyle olağanüstü bir atmosfer yaratıldı. NATO’ya karşı söz söylemek, itiraz etmek, örgütlenmek neredeyse başlı başına bir suç gibi gösteriliyor. Bunun son örneklerinden biri, “5 Temmuz’da NATO’ya karşı ülkemiz ve onurumuz için yürüyoruz” çağrısının afişlerini hazırlayan TKP üyelerinin gözaltına alınması oldu. Gerekçe de NATO atmosferiyle bağlantılı: “Suça tahrik.”
İlginç olan şu: Her şeyin dijital ortama taşındığı, siyasetin sosyal medya ekranlarına sıkıştırıldığı söylenen bir dönemde iktidar hâlâ bir afişten korkuyor. Demek ki duvara yapıştırılan bir kâğıdın hâlâ değiştirebildiği bir şeyler var.
Uzun zamandır insanlara sokağın etkisiz olduğu anlatılıyor. Tepki göstereceksen paylaşım yap, beğen, yorum yaz… Siyaset ekranın içine çekilirken sokak da iktidarın gösterisine bırakılıyor. Oysa duvara asılan bir afiş tam tersini söyler. “Biz buradayız” der. Bir fikrin, bir örgütün, bir mücadelenin bu kentte yer tuttuğunu ilan eder.
NATO’nun afişleri ise zaten her yerde. Zirveler tanıtılıyor, güvenlik önlemleri duyuruluyor, kent NATO’nun ihtiyaçlarına göre yeniden düzenleniyor. Bunların hiçbiri propaganda sayılmıyor. Ama NATO’ya karşı bir yürüyüş çağrısı yapan afiş “suça tahrik” sayılabiliyor. Böyle zamanlarda asıl düşünülmesi gereken, hukuktan çok siyasetin nasıl işlediği ve toplumsal meşruiyetin nasıl kurulduğudur.