Türkiye’de dengeli bir öğüne ekonomik olarak erişemeyenlerin oranı, Avrupa Birliği ortalamasının dört katından fazla. Bu veri, toplumun yüzde temel bir soruya cevap veriyor: Bir hane, iki günde bir protein içeren bir öğünün masrafını kendi imkânlarıyla karşılayabiliyor mu? Türkiye’de yaklaşık her on kişiden dördü bu soruya “hayır” cevabını veriyor.
Üstelik bu tablo yalnızca mutfak harcamalarına ilişkin değil. Gelirin kiraya, ulaşıma, enerjiye ve borç ödemelerine yetişmediği hanelerde beslenme, bütçenin en kolay daraltılan kalemlerinden biri hâline geliyor. Sürdürülebilir kalkınma çoğu zaman enerji yatırımları, yeşil dönüşüm, teknoloji ve büyüme rakamları üzerinden konuşuluyor.
Oysa kalkınmanın sürdürülebilir olup olmadığını gösteren ilk ölçülerden biri, insanların temel ihtiyaçlarına düzenli ve güvenli biçimde erişip erişemediği.
Kalkınmayı yalnızca üretim rakamları üzerinden değil, toplumun temel ihtiyaçlara erişim düzeyi üzerinden de değerlendirmek gerekiyor.