Zeynep Gürcanlı: Türkiye ABD'yle ilişkilerde 'liderler arası kişisel ilişkiyi' baz alan bir yöntem izliyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye son dönemde ABD ile ilişkilerde, Amerikan Kongresi’ndeki dengeleri değiştirmeye çalışmak yerine, doğrudan “liderler arası kişisel ilişkiyi” baz alan bir yöntem izliyordu. Trump’ın hem Ankara zirvesine gelme kararını Cumhurbaşkanı Erdoğan’a büyük övgülerle açıklaması, hem yönetimin KAAN motorları konusunda aldığı inisiyatif, bu yöntemin ABD’deki mevcut yürütme tarafından hevesle işletildiğini gösteriyor.

“Devlet başkanları arası diyalog sistemi” şimdilik işliyor gibi. Ancak asıl mücadele orta ve uzun vadede olacak gibi görünüyor.

ABD yönetim sistemi yalnızca Başkan’dan ibaret değil. S-400 krizi çözülemediği için Türkiye’nin maruz kaldığı CAATSA yaptırımları da halen yürürlükte. Türkiye’nin F-35 yeni nesil savaş uçağı programından çıkarılmasını sağlayan hükümler Kongre tarafından yasaya dönüştürülmüş durumda.

Ankara, ABD ile ilişkilerini Trump üzerinden yürütmeye çalışırken, Avrupa’da da Türkiye’yi “dışlama” eğilimlerinin giderek artması ayrı bir mesele;

NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip, üstelik NATO zirvesine ev sahipliği yapacak Türkiye’nin, Avrupa’nın yeni güvenlik mimarisine ilişkin ön hazırlık toplantısında yer almaması, kıtanın savunma vizyonunun giderek daha dar bir Avrupa çekirdeği tarafından şekillendirildiğine işaret ediyor.

Bu durum, Ankara’nın NATO içindeki askeri ağırlığını korumasına rağmen, Avrupa’nın stratejik karar alma süreçlerine “hangi ölçüde dahil edildiği” sorusunu da meşru hale getiriyor.

Ankara’daki NATO Zirvesi öncesi Türk hükümetinin verdiği görüntü dış politikada tüm ağırlığın Trump’a verildiği yönünde.

Zeynep Gürcanlı’nın yazısı