İş dünyasında uzun yıllar boyunca büyüklük başarıyla eş anlamlı görüldü. Daha fazla marka, daha fazla ürün, daha fazla ülke, daha fazla çalışan…
Bugün ise dünyanın en büyük şirketleri tam tersini yapıyor. Marka sayılarını azaltıyor, bazı işlerden çıkıyor, yatırım planlarını yeniden gözden geçiriyor ve kaynaklarını en güçlü oldukları alanlara yönlendiriyor. Bir başka ifadeyle iş dünyasında yeni bir dönem başlıyor. Bu dönemin anahtar kelimesi büyümek değil; sadeleşmek.
Aslında sadeleşmek küçülmek anlamına gelmiyor. Tam tersine, şirketlerin enerjisini ve kaynaklarını en güçlü oldukları alanlara yönlendirmesi anlamına geliyor. Bu nedenle birçok yönetici artık büyüme stratejisini yeni işlere girmek yerine mevcut işleri daha verimli hale getirmek üzerine kuruyor.
McKinsey’in son yıllarda yaptığı araştırmalar da şirketlerin operasyonel karmaşıklığı azaltmaya odaklandığını gösteriyor. Çünkü karmaşıklık yalnızca maliyet yaratmıyor; çevikliği de azaltıyor. Oysa belirsizliğin arttığı bir dünyada şirketler için hız ve çeviklik her zamankinden daha önemli hale geliyor.