Bekir Ağırdır: Toplumun siyasetten uzaklaşması

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

CHP’de neler olacağına dair çeşitli senaryolar üretilebilir. Kılıçdaroğlu ekibinin başından beri ne yaptığını ve bunun sonuçlarının ülke için ne anlama geleceğini bilerek hareket ettiği görülüyor. Ellerinde bir senaryo ve fizibilite olduğu, bundan da vazgeçmeyecekleri anlaşılıyor. Bu nedenle iki tarafın kısa sürede uzlaşıp yeni bir kurultaya gitmesi çok gerçekçi değil.

Ancak kurultay ne zaman ve hangi delegelerle yapılırsa yapılsın, seçimle yeniden Kılıçdaroğlu yönetiminin kalıcı biçimde geri döneceğini düşünmek de gerçekçi görünmüyor. Çünkü delegeler de toplumdan bağımsız değil.

Toplumun önemli bir bölümü gidişattan kaygılı ve umutsuz. Araştırmaların en dikkat çekici ortak bulgularından biri şu: Toplumun üçte ikisi mevcut gidişattan rahatsız, beşte dördü yargıya güvensiz ve yarıya yakını siyasetin sorun çözebileceğine dair inancını kaybetmiş durumda.

Kılıçdaroğlu yönetimi uzlaşma yerine, sükunetle ve hızlıca yeni kurultayı toplamak yerine tasfiyeye yönelirse, muhtemelen parti bölünür. Sürecin nasıl ilerleyeceğini zaman gösterecek.

Bugün Türkiye siyasetinin temel sorunu, yalnızca seçim kazanmaya odaklanan partici anlayış nedeniyle toplumun siyaset kurumunun tamamına olan güvenini kaybediyor oluşu.

Ve toplumun siyasetten uzaklaşması, CHP’nin ya da herhangi bir partinin yenilgisinden daha büyük bir mesele. Eğer bugün yaşananlar gerçekten cumhuriyetin yeni referanslarının şekillenmesi anlamına geliyorsa ve bu süreç toplumsal müzakere, ikna ve uzlaşmayla değil; merkezi kararlarla, güvenlikçi ve ahlakçı bir bakışla yürüyorsa, o zaman Türkiye’nin önündeki mesele çok daha büyük demektir.

Bekir Ağırdır’ın yazısı