Türkiye, uzun bir zamandır, “2,5 parti” odaklı bir düzene sıkıştırılmak isteniyor.
Hem yerel seçim hem de genel seçim anketleri CHP’nin ilk kez yüzde 30 barajını yıkabileceğini, İYİ Parti, DEM Parti, Yeniden Refah, Saadet Partisi gibi partilerin alacağı oylarla iktidarın el değiştirebileceğini de gösteriyordu. El değiştirmese bile AKP’nin kendini rahat ve güvende hissedebileceği bir ortam söz konusu değildi.
Butlan kararının değiştirdiği dengeler bu nedenle sadece CHP ile ilgili değil.
Arzu edilen, sembolik biçimde “2,5 partiden oluşan bir düzen” diye adlandırılan bir düzenin de anahtarı aynı zamanda.
Bir tane iktidarın sahibi ana akım parti, iktidar olamayacak ama belli bir gücü taşıyan, ana akımlaşamayan bir başka parti ile çeşitli toplumsal kesimlerin temsilcisi niteliğindeki irili ufaklı partilerden oluşabilecek bir düzen bu.
İktidarı desteklemeyenlerin odak alabileceği güçlü bir partinin bulunmadığı, seçimlerin sonuçlarının önceden kestirilebilir olduğu bir sistem.