Çisil Sohodol: Yapay zekâ kullanan her­kes birbirine benzeyecekse, fark­lı olanı kim üretecek?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Yapay zekâ araçlarıyla birlikte tarihte ilk kez bu kadar çok insan aynı anda içe­rik üretebiliyor. Fikir üretmek, görsel hazırlamak, slogan yaz­mak, video kurgulamak artık yal­nızca profesyonellerin yaptığı iş­ler olmaktan çıktı.

Birkaç yıl önce saatler sürecek bir sunum bugün birkaç komutla hazırlanabili­yor. Bir reklam metni saniyeler içinde yazılıyor. Moodboard’lar, kampanya fikirleri, sosyal med­ya içerikleri neredeyse otomatik üretiliyor.

Bu büyük bir demokratikleş­me gibi görünüyor. Ama aynı za­manda başka bir sonuç doğuru­yor: Ortak bir estetik hafıza.

Çünkü herkes aynı araçları kullanıyor. Aynı veri havuzların­dan besleniyor. Aynı trend rapor­larını okuyor. Aynı prompt’ları birbirine gönderiyor. Sonuç ola­rak yapay zekâ yaratıcılığı çoğal­tırken, benzerliği de kitleselleş­tiriyor.

Bugün içerik üretimi, reklam, dijital iletişim dünyasında top­lantıların nasıl ilerlediğini ger­çekten merak ediyorum. Sanı­rım önce dünyada başarılı olmuş kampanyalar inceleniyor. Sonra AI destekli sunumlar hazırlanı­yor. Ardından “buna benzer ama biraz farklı bir şey yapalım” de­niyor. Fakat o “biraz farklı” kısmı giderek küçülüyor.

Çünkü eko­nomik belirsizlik dönemlerinde markalar risk almak istemiyor. Güvenli olanı tercih ediyor. Algo­ritmaların sevdiği şeyi üretmek daha kolay geliyor.

Sorunun tam merkezinde de bu var aslında. Yapay zekâ sis­temleri yaratıcılığı değil, doğru­lanmış başarıyı büyütüyor. En çok izleneni, en çok etkileşim ala­nı, en çok tekrar edileni öneriyor. Yani sistem doğası gereği “ortala­ma beğeniyi” ödüllendiriyor.

Asıl so­ru şu: Yapay zekâ kullanan her­kes birbirine benzeyecekse, fark­lı olanı kim üretecek?

Çisil Sohodol’un yazısı