Çerkesler için 21 Mayıs, dünyaya savrulan, parçalanan benliklerinin yeniden kucaklaşmasıdır. Umuttur, diriliştir. Yitirdiğimiz her şeydir. O gün New York’ta, Amman’da, Şam’da, İstanbul’da, Berlin’de ve dünyanın dört bir yanında kalbimiz anavatan için çarpar.
Ve hâlâ 21 Mayıs’ta Nalçik’te, Çerkesk’te, Maykop’ta Çerkeslerin bayraklarını açıp yürümesine izin verilmiyor. 162 yıl sonra anavatanda sürgün ve soykırım anmaları yasaklanıyor.
Rusya, sürgünü görmezden gelmeye devam etse de bambaşka bir dünyanın kapıları aralanıyor. Çerkeslerin yaşadığı büyük trajedi, tarihin tozlu raflarından indirildi, artık dünya bu acıyı bizimle paylaşıyor.
İnsanların bırakın kendi vatanlarında yaşama hakkını, diledikleri ülkede, istedikleri kentte kimlikleri, kültürleriyle yaşadığı bir dünya doğru ilerliyoruz. Rusya da Kafkasya’nın kapılarını Çerkeslere uzun süre kapalı tutamaz.
İşte bizim halet-i ruhiyemiz budur. 162 yıl bir yanımız, diğer yanımızı inkâr ederek yaşadık.