Bu hafta iki iş cinayeti davası görüldü: Biri Gayrettepe’de, 1’i çocuk işçi 29 işçinin hayatını kaybettiği Masquerade Gece Kulübü yangınının; diğeri ise Dilovası’da Ravive Kozmetik fabrikasında 3’ü kız çocuğu, 3’ü kadın 7 işçinin yaşamını yitirdiği yangının davasıydı.
Farklı şehirlerde, farklı zamanlarda yaşanan bu katliamların ortak noktaları var: Kâr uğruna işçilerin hayatının hiçe sayılması, kamu kurumlarının sorumluluğu olan ancak ayyuka çıkan denetimsizlik, güvencesizlik; eşleri, kardeşleri, iş arkadaşları, çocukları için, bu denetimsizliği örgütleyenlerin cezasız bırakılmaması ve bu katliamların tekrar yaşanmaması için mücadele eden işçiler, aileler, kadınlar…
“Bu iş yerinde çalışan kadınlar ve çocuklar neden kayıt dışı çalışıyor, neden önlemler alınmıyor, neden iş yerinin dibinde İŞKUR varken böyle bir katliam yaşanıyor, yıkım kararı varken bu bina neden yıkılmıyor, kamu görevlileri bu süreçte neden yokmuş gibi davranılıyor?” soruları sorulmuyor.
Tüm bunlar, sevdiklerini iş cinayetlerinde kaybeden ancak mücadele ettikçe patronların yargılanmasını sağlayan kadınlar için bir gerçeği ortaya çıkartıyor: Bu patronları koruyup kollayan, iş cinayetlerine göz yuman, önünü açan devlet mekanizmaları da sorumlu. Çünkü bu mekanizma patronlara işçileri sigortasız, kayıt dışı, düşük ücrete çalıştırma; can güvenliğini yok sayma cesaretini veriyor.