Pınar Öğünç: Zorunlu askerlik hizmetini reddedenlerin itildiği sivil ölüm

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

15 Mayıs Dünya Vicdani Retçiler Günü’nün hemen ertesinde, önce zorunlu askerlikten mi konuşmalı yoksa bunu ilkeleri doğrultsunda reddedenlerin başlarına gelenlerden mi?

Vicdani Ret İzleme’nin 2025 raporunda, kamuoyu nezdinde görünür olmayı başaramasa da retçilere uygulanan baskının yeni bir eşiğe geçtiğini vurguluyorlar. Nasıl bir eşik bu? Genelde retçilerin maruz kaldığı defalarca yargılanmanın sıklaştığının altı çizilmiş.

Bu “yargısal taciz” seviyesinde değerlendiriliyor raporda. Son yıllarda zaten artma eğilimi gösteren idari para cezalarıyla daha fazla karşı karşıya kalıyorlar. Diğer yandan on yıldır sıklığı azalan hapis cezaları tekrar gündemde; baskı artıyor. Retçiler yoklama kaçağı olarak tutuklanıyor, kimi denetimli serbestlikle serbest bırakılıyor, bir süre sonra tekrar tutuklanabiliyor.

“Halkı kanunlara uymamaya tahrik” suçu yüzünden ceza alan var ve genelde cezalandırma süreçlerinde iyi hal uygulanmıyor. Oysa ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bağlayıcı nitelikte çok saygıda kararı var; keza birçok retçinin, hatta bazılarının çok sayıda Anayasa Mahkemesi’ne kişisel başvuruları beklemede.

Yüzde 35’i seyahat özgürlüğünü kullanamamaktan şikayetçi. Yüzde 33’ü sigortalı bir işte çalışamadığını ifade etmiş. Yüzde 28’i resmi kurumlarda iş bulamıyor. Özel sektöre gelince yüzde 20’si işten atılmasında vicdani retçi olmasının etkisi bulunduğunu ifade ediyor. Yüzde 10’unun banka hesaplarına el konmuş, yüzde 9’u oy kullanamadığını söylüyor.

Bütün bunlar zorunlu askerlik hizmetini reddedenlerin itildiği sivil ölüm kavramıyla kast edileni iyi açıklıyor. 

Pınar Öğünç’ün yazısı