2017 sonrasında KHK’nin yerini Cumhurbaşkanlığı kararnameleri aldı. Bu yeni düzenleme, kavramsal olarak KHK’den önemli ölçüde farklıydı. Cumhurbaşkanlığı kararnameleri, yasamadan alınan bir yetki kanununa değil, doğrudan anayasaya dayanmaktaydı. Ayrıca kararname çıkarma yetkisi kolektif bir yürütme organı yerine tek kişide, yani Cumhurbaşkanında toplanmış oldu.
Anayasa, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin sınırlarını teorik olarak belirlemiş durumda. Buna göre temel hak ve özgürlükler kararnameyle düzenlenemez; kanunla düzenlenmiş bir alanda kararname çıkarılamaz ve kanun ile kararname arasında çatışma olması hâlinde kanun üstün gelir. Ancak uygulamada, özellikle kamu yönetimi, idari teşkilat ve yürütmenin organizasyonu gibi alanlarda Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin oldukça geniş bir etki alanı oluşturduğu görülmekte.
Sonuç olarak KHK, 2017 öncesi Türk hukukunda yasamanın denetimi altında yürütmeye tanınmış istisnai bir düzenleme yetkisini ifade ederken, 2017 sonrasında bu kavram kuvvetler ayrılığı ve hukuk devleti ilkelerine aykırı bir nitelik kazanmış durumda.
OHAL KHK’leri ile alınan ihraç ve kapatma gibi tedbirlerin gerekçesi olarak kullanılan “üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibat” gibi kavramlar, hukuki tanımlarının belirsiz ve muğlak olması nedeniyle yoğun eleştirilere maruz kaldı.
İvedilikle siyasal suçlarla ilgili bir genel affın çıkarılması, KHK mağdurlarının görevlerine iade edilip, maddi- manevi zararlarının giderilmesi adaletin ve toplumsal barışın sağlanması bakımından hayati önemde.