Bugün siyasette yaşanan en önemli sorunlardan biri de fikirlerin değil, konumların yer değiştirmesidir. Parti değiştirmek elbette demokratik hayatın bütünüyle dışında görülemez. İnsan düşüncesini değiştirebilir, yeni bir siyasi anlayış benimseyebilir.
Ancak mesele; ilke değişimi değil de güç merkezine yakın durma alışkanlığı haline geldiğinde, toplum için ciddi bir güven krizine dönüşür. Çünkü vatandaş, siyasetçiyi yalnız bir parti mensubu olarak değil; bir fikir, bir karakter ve bir sorumluluk taşıyıcısı olarak görmek ister.
Her işi yapanlar ve yönetenler vardır. Toplumlar da kendilerini yönetecek insanları, doğru işi yapabilecek liyakat ve ahlaka sahip oldukları için tercih etmek isteğindedir. Aksi halde siyaset, toplumu ileri taşıyan bir sorumluluk alanı olmaktan çıkar; çıkar gruplarının mevzi savaşına dönüşür.
Bugün yaşadığımız temel sorunlardan biri de; insanların siyasette sürekli değişen tavırları gördükçe, kendi hayatlarında da ilkelerin değersizleştiğine inanmaya başlamasıdır. Oysa insanı mutlu eden şey yalnızca güç değildir.
Gerçek huzur; ailesine, komşusuna, akrabalarına ve topluma karşı vicdanen, ahlaken sorumluluk hissederek yaşayabilmektir. İnsan kendisini yalnız çıkar ilişkileri üzerinden tanımladığında iç huzurunu da kaybeder.