Son yıllarda pediatriye (çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlığı) ilginin kaygı verici düzeyde azalması ve açılan kadroların neredeyse yarısının boş kalması karşısında çözüm arayışları sürüyor. Prof. Dr. Kenan Barut, “Bu gidişle çocuk hastalara bakacak hekim bulamayacağız” dedi.

2026-TUS Birinci Dönem tercihleri 14 Mayıs Perşembe’ye kadar sürecek. Bir dönemin en çok tercih edilen ve yüksek puanlarla girilen uzmanlığı pediatri son yıllarda gözden düştü. Artık en son tercih edilen branşlardan biri.
Sağlık Bakanlığına göre, 3 bin 485 pediatri uzmanlık asistanı, bin 319 pediatri yan dal asistanı, 13 bin 703 de pediatri uzmanımız var.
Türk Pediatri Kurumu yöneticileri, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’yla yaklaşık bir yıl önce görüşüp rapor sunmuştu. Bakanlık bu konuda henüz somut bir adım atmadı.
61’inci Türk Pediatri Kongresi’nde bir araya gelen eğitimciler, bir kez daha meseleyi masaya yatırdı. Biz de profesörlerle hem genç hekimleri bu alandan kaçıran sorunları hem de çözüm önerilerini konuştuk.
‘Hayat boyu nöbet tutulmuyor‘
Yeniden seçme şansı olsa yine pediatriyi seçeceğini söyleyen Türk Pediatri Kurumu Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nur Canpolat doktorları pediatriyi seçmeye çağırarak şu mesajları verdi:
“Gençlikte zor gözüken şeyler olabilir ama yaş ilerledikçe zorlukların üstesinden gelmek, aşmak kolaylaşıyor. Hayat boyu nöbet tutulmuyor, günde 80-90 hasta bakılmıyor. Belli bir dönemde birtakım zorluklar göze alınabilir.

Tercihler yapılırken pediatri kliniklerindeki asistan hekim sayısına ve iş yüküne bakıldığını belirten Canpolat, uzmanlık eğitiminin her yerde verilmesi yerine ‘merkezileşmesi‘nin daha iyi olabileceğini söyledi.
Nispeten küçük şehirlerde uzmanlık eğitimleri hem şehir, üniversite hem de eğitim ve araştırma hastanelerinde veriliyor. Bunun da eğitimin kalitesini düşürdüğünü ve başka sorunlara yol açtığını ifade eden Canpolat, şöyle devam etti:
“Daha az yerde, daha standart bir eğitim vermek gerekiyor. Bazı hastanelerde eğitim de kötü, çalışma koşulları da. Bence en önemli sorunlardan biri, mezunların eşit bilgi ve tecrübeye sahip olmaması. A hastanesinden uzmanlık alanlarla, B hastanesinden alanlar rahatlıkla ayırt edilebiliyor.
Eğitimin belli merkezlerde toplanması kalitesini ve tercih edilmesini artırabileceği gibi asistan hekimlerin iş yükünü hafifletebilir. Bazı kliniklerde asistan sayısı o kadar az ki hocalar nöbete kalıyor. Öyle bir yerde asistanın üzerindeki yükü düşünün. Asistan da durmaz, gider. Sonuç olarak bu koşullarrda insanlar hata yapma kaygısını çok fazla yaşıyorlar. Diğer yandan çok çalışılsa da maddi ve manevi hiçbir karşılığını alamamak alandan kaçıran faktörler arasında yer alıyor.”
‘Dört yılda bir Passat’
Prof. Dr. Bülent Taner Karadağ, Sağlık Bakanlığı’nın pediatrist sayısını hızla 10 bine çıkarmayı hedeflediğini söyledi. Bunun uzun vadede konuşulabileceğini, ancak halen yapıldığı gibi eğitim veren hocalara danışılmadan kadroların açılmasının doğru olmadığını belirten Karadağ, şunları ifade etti:
“Kadrolar dengesiz açılıyor. Beş asistan hekim isteyen kliniğe 20, 20 isteyene iki veriliyor. Şehir hastanelerine çok sayıda kadro verilirken, bazı üniversitelerimizde öğretim üyeleri asistansızlıktan nöbet tutmak zorunda kalıyor.”

Karadağ farklı bir kuşakla karşı karşıya olduklarına dikkat çekiyor:
“Karşımızdaki Z kuşağı. Az emekle çok gelir elde etmek istiyor. Asistan hekimlerin tercihlerinde nerede daha yüksek gelir elde edebilecekleri çok önemli rol oynuyor. Hatta bazı hastanelerde ‘Dört yılda bir Passat’ sloganı olduğunu duydum.
Performans, Demokles’in kılıcı gibi başımızın üstünde sallanıyor. Üniversite kliniklerinde performanslar çok düşük. Bunları dışlaması gibi bir yaklaşımla uzun vadede bir yere gidemeyeceğimiz çok aşikâr.
Bazı şehir hastanelerinde performans yüksek, bazılarında düşük. Diğer yandan şehir hastaneleriyle, özellikle eğitici eksikliği olanlarla, üniversite hastaneleri işbirliği yapabilir. Ama şehir hastanesi üniversiteyi yutmadan.”
Eğitim ikinci plana itiliyor
Kliniklerde eğitimden çok hizmet odaklı yaklaşımın da tercihler üzerinde etkili olmasını eleştiren Karadağ şöyle devam etti:
“Birçok klinikte poliklinik saatinde kesinlikle eğitim faaliyeti yapılmıyor. Eğitimler 08.30’dan önceye, öğle yemek arasına veya mesai sonrasına konuluyor. Tabii bu da katılımı çok düşürüyor.
Tercih edilmeyen hastanelerdeki çalışma koşulları pediatristler için daha da ağırlaşıyor. Daha çok nöbet, nöbet ertesi daha çok çalışma zorunlulukları bu seçimlerde etkili.”
TUS yerleştirmelerinde yüksek puan alanların istedikleri bölümlere yerleşme şansı daha yüksek. Pediatrinin TUS puanının çok düşmesi, hekimlerin alanlarıyla ilgili motivasyonlarının da bir işareti olarak değerlendiriliyor.
Peki tabloyu tersine çevirmek için neler yapılabilir? Karadağ’a göre çalışma koşullarının düzeltilmesi, halk arasındaki statüsünü yükseltecek destek ve mesajların verilmesi, mecburi hizmetle ilgili bazı avantajlar alana ilgiyi artırabilir.
‘Çocuklara bakacak hekim bulamayacağız‘
Prof. Dr. Kenan Barut, pediatri, dahiliye, genel cerrahi gibi ana uzmanlık alanlarında hekim sayısının azalmaması gerektiğini vurguladı. TUS’ta derece yapanların tercih ettiği pediatrinin 25 yıldaki değişimini ‘inanılmaz’ bulan Barut, “Bu gidişle çocuk hastalara bakacak hekim bulamayacağız” dedi.

Barut’a göre sistemin temel sorunlarından biri performans ve döner sermaye uygulaması:
“Hastanelerde yapılan işlemler üzerinden performans puanı alınıyor. Pediatride işlem sayısı diğer branşlara göre çok daha az olduğu için, hekimler çok yoğun çalışsalar da aynı puanı alamıyor. Diğer branşlara kıyasla daha uzun süre hastanede kalsalar da gelirleri düşük.”
Barut, çalışma koşullarının ağır olduğunu da belirtti: “Nöbet şartlarımız ağır. Ancak aslında yeni başlayan asistan hekimler pediatriyi nöbetlerde öğreniyorlar. Nöbet ertesi iznin getirilmesi de yetmedi. Bazı yerlerde iş yükü ağır. Pediatrinin altında 17 ayrı yan dal bulunuyor. Çok sayıda hastalığı aynı anda takip etmek ciddi iş yükü yaratıyor.”
Bir diğer faktör de hekimlere yönelen şiddet: “Temel bilimler gibi hasta temasının az olduğu bölümler son yıllarda daha fazla tercih ediliyor.”
Sorunun yalnızca pediatride değil, çocuk yan dallarında da büyüdüğünü belirten Barut, özellikle çocuk yoğun bakım, yenidoğan yoğun bakım, hematoloji-onkoloji ve nefroloji gibi alanlarda da ciddi biçimde tercih edilmeme sorunu gözlendiğini söyledi. Yan dal eğitiminden sonra da zorunlu hizmet bulunması, bundan uzaklaştıran en önemli faktörlerden biri.
Kapanmanın eşiğine gelen aciller var
Bazı üniversitelerde pediatri bölümleri ciddi personel sıkıntısı yaşıyor. Çocuk acilleri kapanmanın eşiğine gelenler var. Bazılarındaysa pratisyen hekimler görev yapıyor.
Malpraktis korkusu da branş seçimlerini etkiliyor. Artan malpraktis davaları ve yüksek tazminat tutarları daha az riskli branşlara yöneltiyor. Barut “Yoğun çalışma koşullarında komplikasyon gelişebiliyor. Tıbbi malpraktis sigortaları ilk çıktığında hekimlere güvence sunacağı söylendi ama bugün neredeyse hiçbir şeyi karşılamıyor” dedi.
Tüm zorluklara rağmen pediatriyi sevdiğini anlatan Barut, çocuklarla kurulan ilişkinin mesleğin en güçlü tarafı olduğunu söyledi: “Bir çocuğun iyileşip gelip boynunuza sarılması, size resim çizmesi, ‘Bunu sana getirdim doktor Kenan’ demesi her şeyden büyük mutluluk.”
Ülkenin geleceği için pediatrinin desteklenmesi gerektiğini düşünen Barut, “Tercih edilmeyen branşlar için ‘pozitif ayrımcılık’ yapılması, başka önlemler alınması lazım” dedi.