Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil dört kişinin yargılandığı ‘casusluk’ davası başladı. Sanık Hüseyin Gün “Sayın İmamoğlu’nu da müştereken yaptığımız nezaket ziyaretiyle hayatımda bir kez gördüm ve bugün de ikinci kez görüyorum” dedi.

Dava Silivri Cezaevi karşısındaki salonda İstanbul 25’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nce bugün (11 Mayıs) görülmeye başladı. 20’şer yıla kadar hapsi istenen isimler şunlar:
- İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu
- İmamoğlu’nun seçim kampanyası direktörü Necati Özkan
- Kanalına el konulan TELE1’in eski genel yayın yönetmeni Merdan Yanardağ
- ‘Casusluk’ suçlamasıyla söz konusu soruşturmadan önce tutuklanan Hüseyin Gün
Duruşmanın başında mahkeme başkanı sırasıyla Gün, Yanardağ, Özkan ve İmamoğlu’nun savunmasının alınacağını duyurdu. İmamoğlu ‘İBB davası’na katılabilmek için sırasının öne alınmasını talep etti.
Gazeteci Gülşah İnce’nin aktardığına göre ilk savunma veren Hüseyin Gün şunları söyledi:
* 313 gündür bugünü bekliyorum. Muhbir Ümit Denizalaçam (üvey kardeşlik ilişkisi var) tarafından acil çağrı merkezine yapılan ihbar üzerine devletin gizli kalmanı gereken bilgileri siyasi ve askeri casusluk amacıyla temin etmekle suçlandım.
* Uyuşturucu ve bahis müptelası olan, özannesinin sürekli rol model olarak beni göstermesinden kıskançlık ve husumetten dolayı ileri sürdüğü bu suçlamalar tamamen asılsızdır. Somut hiçbir delilin de bulunmadığını belirtmek isterim.
‘Şifrelerimi kendim verdim çünkü casus değilim’
* Ben bu sırada habersiz şekilde yapay zeka fabrikası kurmak üzere Amerika’dan Türkiye dönerken havalimanında gözaltına alındım. El konulan telefon ve bilgisayarımın şifrelerini kendi isteğimle ben verdim çünkü kendimden eminim, casus değilim. Söz konusu soruşturmada inceleme neticesinde, bir adet sayın İmamoğlu ve annemin resmiyle ben ve üç, dört adet mesajdan ibaret olmak üzere, örgüt lideri olmak suçlandım.
* 25 Ekim 2025 tarihinde akşam 10.30’da başladı ertesi gün sabah 10.50’ye kadar devam etti. İkinci ifade kapsamında verdiğim ifadeye ilişkin serbest bırakıldım, 40. Ağır ceza mahkemesinde tutuksuz sanık olarak hala yargılanmaktayım. Huzurunuzdaki yargılamaya teşkil eden 4 Şubat 2026 tarihli iddianamede tarafıma yöneltilen siyasi askeri casusluk iddiası tamamıyla mesnetsiz ve gerçek dışıdır.
* Ben hiçbir zaman devletimin güvenliğini iç veya dış yararlar açısından gizli kalması gereken bilgileri temin etmedim ve böyle bir teşebbüste de bulunmadım ve kimseyle de paylaşmadım.
‘Casus olmayan casusluk iftirası atamaz’
* Buna ilişkin en küçük ikrarda da bulunmadım. Kimseye de casusluk iftirası atmadım. Casus olmayan biri başka kimseye casusluk iftirası atamaz. Cep telefonumda kayıtlı yabancı devlet adamları, siyasi bürokratlar, emekli istihbarat birimleriyle yaptığım konuşmalara bakıldığında somut delil bulunmadığını sizler de göreceksiniz.
* 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından FETÖ ile mücadeleye ilişkin devletim adına yurtdışında görev yaptığım, FETÖ’cülerin oradaki kimliklerini, adreslerini, kaçırdıkları mal varlıklarını ülkemiz için tespit ettiğim rahatlıkla tespit edilebilir.
‘Tam yetkiye haiz olduğum açıkça görülmekte’
* 2016-2018’de dönemin başbakanlık müsteşarı tarafından tam yetkiye haiz olduğum açıkça görülmekte ve şirketime verilen yetki belgesini de avukatım sizlere takdim edecektir. Ben devlet sırrını ifşa etmemek için ticari faaliyet dedim ilk ifademde ama iddianamede bunları görünce şok oldum en hafif tabiriyle…
* Hiçbir karşılık beklemeksizin salt vatanıma hizmet için, hain fetöye karşı yürütülen mücadele kapsamında hazırladığım bu dökümanların bugün tarafıma asılsızca casusluk suçlamasını olarak yöneltilmesi son derece mesnetsizdir. Yani olamaz böyle bir şey! Devletime ait hangi askeri veya siyasi bilgiyi verdiğim temin ettiğim gösterilmemiştir. Olmayan bir şey gösterilemez zaten.
‘İmamoğlu’nu ikinci kez görüyorum’
* İstanbul TEM’de 25 Ekim 2025 tarihli ikinci ifademde ayrıntılı olarak anlattığım gibi, sayın Yanardağ ve Özkan’ı annem vasıtasıyla tanıdım. Sayın İmamoğlu’nu da müştereken yaptığımız nezaket ziyaretiyle hayatımda bir kez gördüm ve bugün de ikinci kez görüyorum. Nitekim dosyada iletişim kayıtlarına bakıldığında ne önce de sonra irtibatımın olmadığı açıkça görülür.
* Yine iletişim kayıtlarında teyit edildiği üzere İBB seçimlerinin iptali sonrası 12 günlük kısıtlı sürede, açık kaynaklara yaptırdığım sosyal medya analizi ve akabinde konuyla ilgili İBB’ye 2019 Eylül’de bir sunum ve bir adet toplantı dışında hiç yüzyüze görüşmem olmadı.
‘Geçmiş olsun mesajı gönderdim’
* Fakat Necati Özkan ile olumsuz haber duyunca, insani olarak geçmiş olsun mesajı gönderdim ve yedi yıldır başka hiçbir irtibatım olmadı. Hakikat bunlar. Diğer yandan manevi annemin yadigarı sayın Merdan Yanardağ ile de seyrektir görüşmem…
‘Annem İmamoğlu’nu çok seviyordu’
* Benim bu süreçte üstlendiğim tek rol, İBB seçimlerinin iptali sonrası manevi annemin yoğun ısrarı neticesinde ki bunun nedeni koyu CHP’li ve sayın İmamoğlu’nu çok seviyordu… Evet işte… (Güçlükle konuşuyor burada, duygulu…) Manevi annemin ısrarı üzerine, sayın Özkan’la yaklaşık 12 günlük kısıtlı sürece gayrihukuki hiçbir şey yok… o da gönüllü, ücret de yok. Annem istedi, diye..
* Mommy’m dediğim manevi annem… Yine 2019’da Eylül’de annemin ısrarı üzerine sosyal medya analizine yönelik bir adet sunum olmuştur ve maddi olarak anlaşamadığımız için bir iş ilişkimiz olmamıştır. Tabi bir çok medya linçine maruz kaldığım için, müflis tüccar, abuk sabuk bir sürü şey…
‘İBB veri tabanını kopyalamadım’
* Allah’a şükür ihtiyacı olan bir insan değilim, bu bir… iki, açık kaynağı ki burada teknik olarak sizi boğmak istemiyorum, içerik analizi herkes yapar… Ben asla İBB veri tabanını kopyalamadım, sisteme izinsiz müdahalede de bulunmadım. Vatandaşların telefonlarına., KVKK’ya aykırı bir bağlantı sağlamadım.
‘Muhbir, manevi annemin öz oğludur’
* Muhbir, manevi annemin öz oğludur… Uyuşturucu ve bahis müptelası muhbir, öz annesinin vefatı üzerinden üç yıl geçtikten sonra bana duyulduğu yoğun husumetten dolayı 112 çağrı merkezini arayarak yapılan suç ihbarı tamamen asılsız bir kurgudan ibarettir.
* Muhbir tarafından teslim edilen ve şahsıma ait olduğu ileri sürülenler, açık kaynaklar tarafından herkes tarafından elde edilen verilerdir. Düzenli olarak günlük tutan biriyim, dünyanın pek çok yerinde yatırım yapan biriyim ve yatırdım yaptığım ülkelerin siyasi durumlarını araştırırım ve ticaretin gereğidir. Bilmediğiniz ülkeye yatırım yapmak mümkün mü?
* İddia edildiği gibi, İngilizce el yazımla yazdığım günlüklerde darbe girişimi ve iç karışıklık desteklediğim yer almıyor. Gizli bilgileri günlüğüme yazıp, ortada bırakmak da hayatın olağan akışına aykırıdır.
‘İngiltere’de ev almak için para istedikten sonra bunu yaptı’
* Muhbirin hasetliği, habis ruhu göstermek için söylüyorum. Allah kimseyi bu iftiralarla karşılaştırmasın… Benden İngiltere’de ev almak için 2,5 milyon sterlin istemesi sonrası bunu yapması her şeyi tüm açıklığıyla gözler önüne sermekte…
* Muhbir Ümit Deniz Alaçam’ın güvenilir biri olup olmadığı teyit etmek için GBT kayıtlarının dosyaya eklenmesini talep ediyorum. Ben sabıkasız bir iş insanıyım.
* Ben ülkeden çıkış yaparken değil, ülkeme giriş yaparken gözaltına alındım. İşlemediğim bir suç yüzünden 10 ayı aşkındır hürriyetimden yoksun bırakılmaktayım.
Duruşmaya bir saat ara verildi.
#casuslukdavası
— Gülşah İnce (@gulsahince) May 11, 2026
“Muhbirin güvenilir biri olup olmadığı teyit etmek için GBT kayıtlarının dosyaya eklenmesini talep ediyorum.”
Hüseyin Gün’ün savunması bitti. Çapraz sorguya geçildi, savunmasında son cümleler şu şekilde:
“Muhbirin hasetliği, habis ruhu göstermek için… https://t.co/OcYdF0mQaJ
Ne olmuştu?
İstanbul başsavcılığı 24 Ekim 2025’te İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında ‘casusluk’ soruşturması başlattı.
4 Temmuz 2025’te ‘casusluk’ suçlamasıyla tutuklanan Gün’e ait dijital materyalde sivil kişi ya da şirketlerin temin etmesi imkansız askeri mühimmat ve silah fotoğraflarına rastlandığı öne sürüldü.
Yanardağ 24 Ekim sabahı gözaltına alındı, aynı günün akşamı TELE1’e Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyım atandı. Üç isim 27 Ekim’de ‘siyasal casusluk’ iddiasıyla tutuklandı.
İmamoğlu, Gün, Özkan ve Yanardağ’ın 15 yıldan 20’şer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.