Bir siyasi partinin kurultayının mahkeme kararıyla “yok hükmünde” sayılması, Türkiye’de siyaset-yargı ilişkisi açısından çok ciddi bir eşik anlamına gelir. Çünkü böyle bir karar yalnızca CHP’yi ilgilendirmez. Bundan sonra bütün partilerin kongreleri, kurultayları ve iç seçimleri için yeni bir kapı açılmış olur.
Böyle bir karar, yalnızca bir kurultayın iptali olarak görülmez. Aynı zamanda bundan sonra siyasi partilerin iç dengelerine yargı eliyle müdahalenin önünü açabilecek bir eşik olarak okunur.
Türkiye’de bunun nerelere gidebileceğini tahmin etmek zor değil. Siyasetin daha fazla yargı koridorlarına taşınması demektir. Parti içi kavgaların giderek daha fazla mahkeme salonlarına taşınması, uzun vadede siyasal alanı daha kırılgan hale getirebilir.
İşte bu yüzden mahkemeler siyasi partiler konusunda genelde çok temkinli davranır. Çünkü hukuk yalnızca kuralları uygulamaz; aynı zamanda sistemin devamlılığını da korumaya çalışır. Özellikle siyasi alan söz konusu olduğunda “istikrar”, “süreklilik”, “fiili durum” gibi kavramlar önem kazanır.