İzzettin Önder: Mayıs ayı 'emek ayı' olsun

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Ben derim ki; mayıs ayı “emek ayı” olsun. Bu ay içinde ülkenin muhtelif emekçi bölgelerinde toplantılar, konferanslar yapılsın.

Emekçilerle “üretim güçleri”, “kâr ve ücret ayrışması”, “devlet nedir, toplumun hangi kesimine nasıl bakar”, “emek sömürüsü nedir, nasıl önlenir”, “kâr nedir, bir hak ediş midir”, “aktif ve pasif sigortalı ne demektir”, “aktif sigortalılar gerçekten kendi birikimlerini mi almaktadır”, “neden bu denli pahalılık yaşanırken, toplumun bazı eğlence yerleri tıklım tıklım” vs gibi konular üzerinde karşılıklı bilinç geliştirici toplantılar yapılsın.

Toplantılar sonucunda kitapçıklar üretilsin, üretilen bilgiler tüm topluma yaygınlaştırılsın.

Şimdi soruyorum: Sizce, böyle bir programa kamu ajanları hoş bakar mı, izin verir mi; sendikaların böyle bir öneri karşısında tavrı acaba ne olur? İşte bunlar turnusol testidir. İşte bundan dolayıdır ki, ya da böylesi rüyalara girecek korkulu projeler geliştirilmesin diye tüm coşku 1 Mayıs’a sıkıştırılarak emekçinin ve toplumun gazı alınmaktadır. Ne hazindir ki, tüm emekçiler de büyük bir coşku ile bu sürece malzeme olabilmektedir.

Şöyle bir düşünsek: 1 Mayıs programına hiçbir emekçi kesimi rağbet etmese; tüm kesimler 1 Mayıs günün “coşku ile kutlanacak bir gün” olarak ortaya atılmasına karşı çıkarak tüm meydanları sessizliğe boğsa acaba kamusal ajanlar, sendikalar, sağcı partiler ne düşünür!

Belki de, kamusal ajanlar bu işi organize edenleri cezalandırmaya kalkar. Peki, değerli okurlarım, sizce neden?

İzzettin Önder’in yazısı