Adalet Bakanlığı bünyesinde Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı kuruldu.
Ancak diğer taraftan bu daire başkanlığının kurulması, yargının, hele ki işlenen suçun odağında devlet adına yetki kullanan isimler varsa, nasıl hareket ettiği konusunda bir gösterge… Kurulan daire başkanlığının, ayrımsız, politik görülen dosyalara da aynı titizlikle bakması temel beklenti.
Önder Babat, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi, pırıl pırıl bir gençti.
Babat, 3 Mart 2004’te, iki arkadaşı ile İstiklal Caddesi’ni kesen İmam Adnan Sokak’ta yürüdüğü esnada, sokağın en kalabalık saatlerinden birinde, saat 19.00 sıralarında, aniden yere yığıldı.
Hemen hastaneye kaldırıldı ancak çok geçti. Önder Babat, hayatını kaybetti.
İlk andan itibaren basına Babat’ın başına yukarıdan düşen taş sonucu hayatını kaybettiği bilgisi servis edilmeye başlandı.
Ne arkadaşları ne çevredekiler bir ses duymuştu. Bu nedenle taş ihtimali çok da olanak dışı sayılmıyordu. Ancak gariplikler o aşamada başladı.
Avukatların ön otopsi raporunu alacakları gün, sıra sıra çevik polis getirilmiş, Adli Tıp önüne konuşlandırılmıştı. Siyasi bir cinayet ihtimali üzerinde güçlü bir biçimde durmayan arkadaşları ve avukatları bu görüntüye anlam veremedi.
Ancak otopsi raporu çıktığında, görüntüler anlam kazandı. Önder Babat, yukarıdan ateşlenen bir silahla öldürülmüştü. Kafasına hedef gözetilerek tek el ateş edilmişti.
Bu cinayet gibi kapatılmış yüzlerce dosyayı anımsatmak mümkün.
Bunlar faili meçhul sayılıyor mu, öyle unutuldu denilerek yok sayılacak dosyalar mı?
Şimdi Adalet Bakanlığı, bu dosyalara da gerçekten bakacak mı?