Raşit Yıldırım: Sorun, gücün sınır tanımadığı ve güçsüzlüğün sahipsiz kaldığı ortamlardır

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Lord Acton’a ait olduğu bilinen “güç yozlaştırır, mutlak güç mutlaka yozlaştırır” sözü, günlük yaşamda sıkça kullanılan bir özdeyiş haline gelmiştir.

Ancak son dönemde buna karşılık şu görüş de dile getirilmektedir:

“Güç yozlaştırır, ancak güçsüzlük de yozlaştırır.”

Friedrich Nietzsche’nin “ressentiment” kavramı, güçsüz bireyin doğrudan hareket edemediğinde kin, kıskançlık ve bastırılmış öfke üretebildiğini ortaya koyar.

Hannah Arendt ise gücü kolektif ve meşru bir kapasite olarak tanımlar; bu meşru güç zayıfladığında şiddet ve yozlaşmanın arttığını belirtir.

“Güç yozlaştırır, mutlak güç mutlaka yozlaştırır” sözü gibi “güç yozlaştırır, ancak güçsüzlük de yozlaştırır” sözü de gerçeğin sadece bir kısmını ifade eder.

Yozlaşmayı üreten şey gücün ve güçsüzlüğün denetimsiz, sınırsız ve sorumsuz hâlidir.

Yozlaşmayı önleyici önlemler; gücü sınırlandırmak ve güçsüzlüğü güçlendirmek üzerine birlikte kurulmalıdır.

Güçsüzlüğün yozlaştırıcı etkisini azaltmak için, herkese sorumluluklarını ifa edebilecekleri asgari karar yetkisi ve/veya ekonomik gücün sağlanması gerekir. Sorumsuz güç (yetkilendirme) de güçsüz (yetkisiz) sorumluluk da yozlaşmaya yol açar.

Sorun ne güçlü insanlar ne de güçsüz insanlar…

Sorun, gücün sınır tanımadığı ve güçsüzlüğün sahipsiz kaldığı ortamlardır.

Raşit Yıldırım’ın yazısı