Evimize, ciğerimize sızan tehlike: Radon gazı

Türkiye’deki akciğer kanserlerinin yüzde 3-15’i radon gazından kaynaklanıyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Uluslararası Radyasyondan Korunma Komitesi (ICRP) ve Sağlık Bakanlığı’na göre, akciğer kanserinin nedenleri arasında ilk sırada sigara, ikinci sırada radon gazı geliyor. Radon gazına en çok konutlarda ve çalışma ortamlarında maruz kalıyoruz.

Görsel, Diken tarafından yapay zekayla üretilmiştir.

Türk Toraks Derneği 29’uncu Yıllık Kongresi’nde vurgulanan konulardan biri de radonun akciğer kanserine etkisi oldu. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Pınar Çelik, Diken’in konuyla ilgili sorularını yanıtladı.

Prof. Dr. Pınar Çelik, muhabirimiz Mesude Demir’le.

Çelik, radon gazının yılda 40 bin kişinin tanı aldığı akciğer kanserinde ikinci derece önemli etken olduğunu söyledi.

Tütün ve tütün ürünlerinin akciğer kanserlerinin yüzde 80-85’inden sorumlu olduğunu belirten Çelik, geri kalan yaklaşık yüzde 15’lik gruptaysa çevresel hava kirliliği, ev içi hava kirliliği, radon gazı, asbest ve ağır metal maruziyetinin etkili olduğunu söyledi.

Akciğer kanserinin ‘önlenebilir bir hastalık’ olduğunun altını çizen Çelik, risk faktörlerine karşı bireysel ve toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini savundu.

Bazı bilimsel çalışmalar Türkiye’de radon kaynaklı yılda 2 bin 300 ölümün meydana geldiğini söylüyor.

Radon gazı, uranyum ve toryum içeren kayalardan, topraktan geliyor ve bulunduğu ortamın boşluklarında ilerleyerek atmosfere sızıyor. Binalardaki radonun kaynağı binanın altındaki toprak ve kayalar, yapı malzemeleri, su ve doğalgaz.

Radon gazına en fazla yaşadığımız konutlar ve çalışma ortamlarında maruz kalıyoruz. Radon, binalara zemindeki çatlak ve kırıklardan, yapıdaki bağlantı noktalarından, duvar çatlaklarından, zemin yapısında bulunan boşluklardan girerek birikiyor. Binalarda kullanılan su ve doğalgaz da bir miktar radon birikimine sebep olabiliyor.

En kolay bodrum ve zemin katlara ulaşıyor

Peki kansere nasıl yol açıyor?

Radon, insan aktivitelerinden değil doğal süreçlerin sonucunda ortaya çıkan ve insana zarar verebilen çevresel etmenlerden biri. Atmosferde bulunan radyoaktif bir gaz. Solunum yoluyla akciğerlere ulaşıyor. İçindeki küçük radyoaktif parçacıklar akciğerdeki hücrelere zarar veriyor. DNA’larını bozuyor. Böylece zamanla kanser gelişiyor.

Kişi hem sigara içiyor hem de radon gazına maruz kalıyorsa risk de büyüyor.

Radon zemindeki çatlaklardan, duvarlardan veya kapı-pencere aralıklarından evinlerin içine girebiliyor. Binanın yapı malzemelerine karışan toprakla, radon içeren kuyu sularıyla, bodrum katlar, zemin ve zemine yakın yerlerde radon, yüksek seviyelerde bulunabiliyor.

Evlerin iyi havalandırılması önemli

Çelik, radon gazına en çok zemin (ve bodrum) katlarda yaşayanların maruz kaldığını ifade etti ve uyardı: “Radon birikimine karşı evlerin (sair ortamların) hava akımı (cereyan) yaratılarak sık ve iyi havalandırılması çok önemli.

Radon gazı ölçümleri yapılarak, riskin yüksek olduğu yerlerle ilgili önlemler almak gerekiyor.”

Çok düşük düzeyi bile tehlikeli

Halk sağlığı uzmanı Prof. Dr. Çağatay Güler’se radonun yerküre yüzeyinde herhangi bir yerde bulunabileceğini söyledi:

“Coğrafik bölgenin jeolojik yapısıyla yakından ilişkili olarak çevreye yayılıyor. Binalarda birikebiliyor ve kimi zaman yüksek derişimlere (konsantrasyon) ulaşabiliyor.

Son zamanlarda yapılan çalışmalar radonun yüksek derişimde solunmasına bağlı olarak akciğer kanseri riskinde önemli orandaki artışı ortaya çıkardı.

Epidemiyolojik çalışmalarda evlerde bulunabilen çok düşük düzeylerinin bile akciğer kanserine neden olabileceği gösterildi.”

Jeoloji mühendisleri uyarıyor

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası yayınladığı raporlar ve çağrılarla radon gazına karşı uyarıyor.

Sağlık Bakanlığı ve Atom Enerjisi Kurumu’nun ortak çalışmasıyla çıkarılan radon gazı haritasını yeterli bulmayan oda, şu açıklamayı yaptı:

“Radon gazı salınımına uygun olmayan zemin birimleri üzerine inşa edilen yapılarda zemin etüt araştırmaları, projelendirme ile yapım süreçlerinde gerekli tedbirlerin alınmaması nedeniyle, topraktan sızan radon gazı binaların bodrum veya giriş katlarında birikmekte, yeteri kadar havalandırma yapılmaması durumunda ise uzun süre gazın etkisinde kalan insanlar radon gazına bağlı akciğer kanserine yakalanmaktadırlar.

Zemin ve temel etütleri, projelendirme, yapı üretimi ve denetimi süreçlerinde alınacak basit tedbirlerle, radon gazının bina içlerine girmesi önlenebilir. Ancak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı gerekli düzenlemeleri yıllardır yapmadığı için bu sorun sürekli büyümekte, günümüzde yılda 2 bin 300’ü aşkın insanımızın yaşamına mal olmaya devam etmektedir.”

Radon gazı haritası.

Odaya göre ayrıca Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüğü öncülüğünde, Sağlık Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü, Su Yönetimi Genel Müdürlüğü, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Üniversitelerin ilgili bölümleri, meslek hastalıkları hastaneleri, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası, Türk Tabipler Birliği, Endüstriyel Toksikoloji Derneği ve TORAKS Derneği gibi kurumlar ve meslek örgütlerini beraber ‘Tıbbi Jeoloji Risk Haritaları’ hazırlamalı.

Sıra Yozgat’ta: ‘Uranyum’ kazıları başlarsa, bölge radyoaktif atık cehennemi olacak