Hürmüz Boğazı’nın uzun süreli kapanma riskiyle karşı karşıya olduğumuz bu noktada, meseleyi geçici bir şok olarak değil, kalıcı bir enerji ve ticaret kırılması olarak değerlendirmek gerekiyor.
Enerji fiyatlarındaki sert yükseliş, Türkiye’nin en büyük ithalat kalemi olan enerji ile petrokimyasal ürünler kaynaklı ithalat faturasını önemli ölçüde etkiliyor. Ayrıca şokun etkisiyle küresel ticaretteki yavaşlama da ihracat gelirlerini azaltıyor.
Kısa vadeli şoklar genellikle geçici büyüme kayıplarına yol açar. Ancak uzun süreli bir enerji krizi, yatırım kararlarını erteleyen ve tüketimi baskılayan bir ortam yaratır. Bu da büyümede sert bir yavaşlama riskini beraberinde getirir.
Hürmüz’de yaşanan kesintiler, alternatif küresel enerji, ticaret yolları ile enerji üretim ve depolama tesislerinin yeniden şekillenmesini hızlandıracaktır. Türkiye’nin boru hatları, LNG terminalleri ve depolama kapasitesi bu noktada stratejik bir avantaj sağlayacak ve Türkiye’nin merkezinde yer aldığı Orta Koridor bu süreçte daha kritik hale gelecektir.
Hürmüz Boğazı’nın uzun süre kapalı kalması, Türkiye için kısa vadede ciddi bir ekonomik stres testi anlamına geliyor. Üstelik petrol fiyatlarının 80 dolar varsayımının üzerine çıkarak 100 doların üzerinde kalıcı hale gelmesi, bu riskleri daha da büyütecektir.