Geçen hafta üst üste yaşadığımız trajik iki olay şiddetin ortaokul sıralarına kadar indiğini gösterdi ve yüz yüze gelmek istemediğimiz bir problemi gündemin en üst sırasına taşıdı. Aslında çok daha önce masaya yatırılmış olması gereken bir konu bu. Çünkü epey zamandır çocuk ve suç, çocuk ve şiddet kelimelerini bir arada kullanmamızı gerektiren bir tablo var karşımızda.
Dijital dünyadaki asıl ciddi problem sosyal medya ve mesajlaşma uygulamaları üzerinden örgütlenen “yeni nesil çeteler.”
Diğer yandan, ciddi akademik çalışmalar çocukların ve gençlerin şiddete yönelmesinde dijital oyunların payının sanılandan çok daha az olduğunu gösteriyor. Daha doğrusu, bu tür olaylarda psikolojik ve bireysel sorunların yanı sıra aile içi şiddetin, akran zorbalığına maruz kalmanın ve ekonomik sıkıntıların “asıl etken” olduğunu, dijital oyunların ise ancak “pekiştirici” olabildiğini söylüyorlar.
Bunun dışında, en azından ABD’de yapılan araştırmalara göre, “sorunlu” gençlerin gerçekleştirdiği okul saldırıları gibi şiddet eylemlerinde en önemli etkenlerden biri silaha erişim imkanı bulunması. Çünkü bir eylemi yapmak istemekle buna hemen imkan bulmak ayrı şeyler.
Onun için bireysel silahsızlanma konusu bir an önce Türkiye’nin gündemine gelmeli.
Önce bu noktada anlaşalım. Sosyokültürel normlarımızın restorasyonu konusunu tartışmaya da buradan başlayalım.