Dilek Leblebici Teker: Enerji arzının coğ­rafi çeşitlendirmesi bir zorunluluk haline geldi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bu savaşla birlikte, enerji jeopolitiğinde ye­ni bir dönemin kapıları aralandı. Bu dönemin yapısal değişime yön veren birkaç kalıcı özelli­ği olacak. Birincisi, Hürmüz’ün küresel piyasa­lara yönelik ortaya koyduğu kırılganlık hafıza­lara artık kazındı. Sigortacılar bölgeyi yeniden fiyatlayacak, gemi sahipleri geçiş ücretlerini yüksek tutacak, alıcılar ise alternatif tedarik kanallarına yatırım yapma senaryolarını gün­deme getirecek. İkincisi, enerji arzının coğ­rafi çeşitlendirmesi artık bir tercih değil, bir zorunluluk haline geldi.

Savaşın enflasyona etkilerini yaz aylarında daha belirgin şekilde hissedebiliriz.

Şüphesiz, ekonomiler için en önemli gös­tergelerden biri enflasyon etkisi. Hürmüz hem enerji hem de özellikle tarım üretimi için önemli girdilerin geçtiği önemli bir su yolu. Dolayısıyla enerji eksenli fiyat hareket­lerinin yanı sıra tarımsal maliyetlerdeki ar­tışları da birlikte ele almak gerekir. Tüm bu girdilerdeki artışın tüketici fiyatlarına yansı­ması genellikle gecikmeli gerçekleşir.

Litera­türde bu gecikmenin ortalama 2–3 ay olduğu kabul edilir. Bu da savaş döneminde oluşan enerji, tarım ve lojistik maliyet baskısının, açıklanan enflasyona yaz aylarında daha be­lirgin yansıyacağına işaret ediyor. Fakat enf­lasyonun bir veri, hayat pahalılığının ise ger­çek olduğunu unutmamak lazım. Fiyat yansı­malarını hissetmeye başladık bile!

Dilek Leblebici Teker’in yazısı