Pakistan’da, çok hassas dengeler üzerinde kurulmuş müzakere masasının devam edip etmeyeceği, eğer görüşmeler sürerse sonucunda ne çıkabileceği hâlâ en büyük soru işareti olmayı sürdürüyor.
Ancak resmen masada olmayan, ancak İran’a karşı savaşta yer alan- hatta savaşı başlatan- İsrail’in tavrı da önemli. İsrail’in mevcut yönetimi, yaralı da olsa İran’da Molla rejiminin yaşamaya devam etmesini kabullenir mi, yoksa bir bahaneyle savaşı yeniden başlatıp rejimi değiştirene kadar savaşı devam ettirir mi? Bunu şimdiden tahmin etmek mümkün değil.
İşaretler, savaşın devamını isteyen İsrail’deki Netanyahu rejiminin -şimdilik- galip geldiğini ortaya koyar nitelikte. Ancak aralarında Türkiye’nin de olduğu bölge ülkeleri de Avrupalılar da hatta Çin ve Rusya bile hızlıca barış istiyor İran meselesinde. Bu birbirine hiç benzemeyen, çıkarları da pek uyuşmayan “barış koalisyonunun”, Başkan Trump nezdinde İsrail’i dengeleyip dengeleyemeyeceğini zaman gösterecek.
Ancak kötü haber şu ki, İran ile ABD arasında bir uzlaşma olsa ve İsrail’in de bir şekilde “ikna edilip”, Molla rejimiyle yaşamaya devam etmeyi kabullenmesi halinde bile istikrar “garanti” değil bölgede;
“Zafer” de ilan etse, Molla rejiminin savaşın yıkımı nedeniyle İran’da ortaya çıkacak ek ekonomik kırılganlıklar, sosyal gerilimler ve iç baskılarla mücadele etmesi gerekecek. İran’da yaşanan savrulmaların kelebek etkisiyle, tüm bölgeyi yeniden yangın yerine çevirmesi olasılıklar arasında.