Veresiye defteri, Orhan Veli ve Lambo
V

C. Hakkı Zariç
C. Hakkı Zariç
Şair, yazar ve editör. 1999’dan bu yana yazıları ve kitapları yayımlanmaktadır. Türkiye Yazarlar Sendikası ve Türkiye PEN Yazarlar Derneği üyesidir. Manos Kitap ve Yeni e dergisinde editörlük çalışmalarını sürdürmektedir.

Orhan Veli’yle anılan ve adresi haline gelmiş Lambo’nun Meyhanesi’ni, ‘üç iskemleli, bir buçuk metrelik çinko tezgâhlı, loş, altı yedi kişinin güç bela sığabileceği’ bir mekân olarak tasvir ediyor Metin Eloğlu ve ‘tramvay sahanlığını andıran’ bir görüntüden bahseder.

“Genişliği dört buçuk adım, uzunluğu altı adım, yüksekliği 2,5 metre” diyor ve müdavimlerinin ifadesiyle ‘Alaylılar Akademisi‘ olarak tarif ediyor Afif Yesari.

İstiklal Caddesi tarafından Nevizade Sokak’a girince hemen soldadır Lambo’nun Meyhanesi. Orhan Veli, hayatın kendine bahşettiği sakinliği yaşamak ve arkadaşlarıyla edebiyat sohbeti etmek için giderdi Lambo’nun Meyhanesi’ne. Ankara’dan İstanbul’a gelmiştir. Çeviri Bürosu’ndaki işinden bir şişe şarabı yere vurarak istifa etmiş ve ince bir dal gibi gelmiştir İstanbul’a.

Arkadaşları onunla sohbet etmek, içki içmek, edebiyat üzerine konuşmak için Lambo’nun Meyhanesi’ne gelirdi. Zaten iki adımlık bu mekânda Orhan Veli şiirlerini yazar, Nahit hanımla bazen burada buluşurdu.

Kimi şiirini okurdu Lambo’nun Meyhanesi’nde, kimi hikâyesini. Bazı şiirler okunurken bazıları da mekânın duvarına asılırdı. Ama asla rastgele değil, belirgin bir beğeni süzgecinden geçen şiirlerin asıldığı bir duvardır orası. Şiiri duvara asılan şair, o gün göğsünü germenin ve mutlu olmanın ayrıcalığını yaşayarak gönenir Lambo’da.

Mekânın sahibi Lambo Çolakoğlu’yla ilişkisi sıradan bir müşteri ilişkisinin ötesindedir. Bay Lambo, sevgiyle andığımız ve özlemekten öte aradığımız Refik Durbaş’a anlattığına göre daha ilk gidişinde edası ve tavrıyla bir farklılıkla mekâna giren Orhan Veli’yle arkadaşlık kurmuştur:

“Orhan Veli’yi ne vakit tanıdığımı hatırlamıyorum. Dükkânıma ilk defa geldiği zaman onu çok zamandır tanıyormuşum gibi oldum. Edası ve tavrı ölçülüydü… O günden başlayarak hayatının son günlerine kadar hep bana uğradı ve bana birçok arkadaşını tanıttı. O sevindiği zaman ben de sevinirdim. Üzülünce benim de canım sıkılırdı.”

Küçücük bir mekândı olmasına ya şairinden yazarına, aktöründen esnafına kadar birçok insan Lambo’nun Meyhanesi’nde günü akşam ederdi. Orhan Veli’nin yanısıra Leylâ Erbil, Rıfat Ilgaz, Selahattin Hilav, Nuri İyem, Sadri Alışık, Sait Faik, Münir Özkul, Ahmet Muhip Dranas, Muazzez Akçay, Metin Eloğlu, Cahit Irgat müdavimler arasındaydı.

Orhan Veli (sol başta), Oktay Rifat (soldan üçüncü) ve Melih Cevdet (sağ başta)…

Şair ve ‘Rahat’lık

Buraya kadarki kısmı Turgay Anar’ın Mekandan Taşan Edebiyat  kitabından yararlanarak yazdım. Hayatında ‘Rahat’ yüzü görmemiş Orhan Veli’nin 01.02.1950 tarihli Yaprak dergisinde yayınlanan bir şiiriyle devam edelim:

Rahat

Şu kavga bir bitse dersin,
Acıkmasam dersin,
Yorulmasam dersin;
Çişim gelmese dersin;
Uykum gelmese dersin;

Ölsem desene!

Aşklar ve arkadaşlar

Turgut Çeviker’in yayına hazırlayıp editörlüğünü yaptığı Çok Yaşasın Ölüler kitabında Lambo’nun Meyhanesi’nin müdavimlerinden Cahit Irgat, Orhan Veli’yle arkadaşlığını ve aynı kadına aşık olmaları sonucunda ortaya çıkan durumu şöyle anlatır: “Bir kadına tutkundum o sıra. Bilmiyordum Orhan’ın da aynı kadına tutkun olduğunu. O bana küs gibiydi, soğuk. Ben ona küs gibiydim, soğuk. Sonra sorduk kadına. ‘Seni seviyorum’ dedi. O uzaklaştı bizden bir süre. Sonra Lambo’da karşılaştık bir akşam, can ciğer olduk o ölünceye kadar ikimiz.” 

Bir nedenle bir yerden

Erol Günaydın da Lambo’nun Meyhanesi’ne gidip gelenler arasındadır. Orhan Veli’ye yetişememiş olsa da bu mekânda zaman geçirmekte, şair ve yazarlarla arkadaşlık etmektedir.

Doğrulayamadığım bir bilgiye dayanarak yazıyorum. Kütüphaneye gidip ilgili tarihte geçen gazeteye bakacak zamanı bulamadan yazmanın da bir cezası olacaktır elbet. Yanılıyorsam Bay Lambo’dan, Veli’nin oğlu Orhan’dan ve yazının devamında adı geçenlerden özür dilerim.

Erol Günaydın, 28 Şubat 2010’da Posta gazetesinden Seral Cumalı’ya verdiği söyleşide, Lambo’nun Meyhanesi’ni şöyle anlatır:

“Balık Pazarı’nda Lambo’nun Meyhanesi vardı. Mösyö Lambo orta yaşlı çok hoş, çok tonton bir adamdı. Şairleri, edebiyatçıları çok severdi. Onlar da hep oraya giderler, içerlerdi.

Lambo’nun bir veresiye defteri vardı, herkes züğürt; paraları çıkmadığı için de Lambo o deftere beyit yazdırırdı. Ya bir şiir, ya bir söz yazarlardı.

Ben Galatasaray’da okurken arkadaşım Baran’la hep oraya gider, bir bira söyler, Lambo’nun veresiye defterini masaya koyar okurduk. Orada Oktay Rifat’ı, Melih Cevdet’i görünce çok memnun olurduk. Sonra hepsiyle arkadaş oldum, onlarla buluşup meyhanelerde içip tartışırdık.

Komünist diye meyhaneyi kapattılar. Oraya Oktay Rifat da çok giderdi; ona sordum; ‘Ne oldu o defter biliyor musun?​’ diye. ‘Milli Emniyet onu aldı’ demişti. Ben o defterin peşine düştüm, Mücap Ofluoğlu’yla birlikte çok aradık. Hala takip ediyoruz, inşallah buluruz. Milli Emniyet’e ‘Ne olur o defteri verin, içinde onların veresiye hesabı şiirleri, yazıları var’ diye sesleniyorum.”

Bu sıralar sitesinde belgeleri yayınlamaya devam eden Milli İstihbarat Teşkilatı Erol Günaydın’ın bahsettiği bu deftere dair sayfaları da bizimle paylaşsa keşke.

Lambo’da bugün

Turgay Anar’dan alıp Afif Yesari’den aktararak devam edecek olursak Lambo’nun Meyhanesi, “Orhan Veli’nin vefatıyla büyük oranda eski canlılığını kaybetmiştir. Bu sebepten mekânı kapatan Lambo, ortağıyla birlikte aynı yerde 1971 yılında kadın ayakkabısı satan bir dükkân açmıştır.”

Sabahattin Eyüpoğlu, Orhan Veli, Sait Faik.

Nevizade Sokak’ta bugün de Lambo’nun Meyhanesi adlı bir mekân bulunmakta, ancak tarif edilen yerde değil, hemen sokağın sol başında. Orhan Veli’nin resimleri, hakkında yazılanlar vs. mekânın içinde ve dışında görülebilir.

Üç kitap birkaç dize

Şiirden ve şairden bahsettik, geçmişin sokaklarında dolaştık; madem öyle, bugüne de birkaç söz düşsün. Arkadaşlarımın yeni çıkan kitaplarından bahsedeceğim. Üç şairden ve üç kitaptan söz edip son sayfaların ilk dizelerini paylaşacağım.

Hüseyin Köse’nin Toplu Şiirleri Biten Şeylerin Geleceği adıyla Yitik Ülke Yayınları’ndan çıktı.

Soğuyan dünyanın omuzlarıdır gurbet
Ama siz yine de peri masalından sayın
Buzdan bir evde doğduğumu…

Hakan İşcen de ‘Beşibiryerde : Seçme Şiirler‘ini ELLİ başlığında bir araya getirdi. ELLİ, Simurg Art Yayınları’ndan çıktı.

nasıl ve ne kadar yaşarsan yaşa
belki pek çok kadın terk edecek seni
ama sadece o yalnız bırakacak;

Zafer Zorlu’nun yeni şiir kitabı Etten Kurgu da diğer iki şir kitabı gibi bu günlerde yayınlandı. Everest Yayınları bastı kitabı.

Biri tutup kemerini sıktı
Biri kamerasını açtı
Van-İst. uçağında
ânı kaydetmek için.
İkisi de istemsizce oldu.