Ödediğimiz faturanın yüzde 75’i dağıtım şirketlerine gidiyor. Yüzde 15’i elektriğin bedeli, yüzde 10’u da vergi-algı…
Yani aslında evde lamba yakmıyoruz. Gerçekte o 21 tane dağıtım bölgesini kapatan holdinglerin “yatırım ve kar garantisi bedeli” ödüyoruz.
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) hesabına göre, eğer bu dağıtım bedeli denen saçmalık enerji fiyatıyla paralel artsaydı, bugün 745 lira gelen o asgari fatura sadece 228 lira olacaktı.
Aradaki 516 liralık fark nerede? Sizin cebinizden çıktı, o holdinglerin kasasına “dolaylı sübvansiyon” olarak girdi.
Hükümet ise “elektriğe zam yapmadık” diye övünüyor. Evet, enerji kalemine yapmadın ama dağıtım kaleminden vatandaşı çarptın!
EÜAŞ üzerinden elektriği ucuza verip “bakın enerji ucuz” illüzyonu yaratırken, dağıtım şirketlerinin kar tavanını gökyüzüne çıkarmak hangi sosyal devlet ilkesine sığar?
Üstelik bu işi öyle kurnazca yapıyorlar ki… 2016’da kayıp-kaçak bedelini faturanın içine gömdüler, 2019’da enerji ve dağıtım bedelini birleştirdiler. Niye? Vatandaş ne ödediğini anlamasın diye! Şeffaflık hak getire…
Bitmedi! Eskiden devlet elektrik götürürdü, hizmetti… Şimdi özel şirket elektrik getiriyor, haraç gibi dağıtım bedeli alıyor.
Yatırım mı yapıyorlar? Evet, ama o yatırımın parasını da, faizini de, karını da bizden alıyorlar. Üstelik yaptıkları yatırım da dönüp dolaşıp kendi mülkleri oluyor.
Enerji ve tabii lan manyak mısın oğlum… Bariz para dağıtım işleri bunlar… Elektrikten bilerek zarar edip parayı şirketlere aktarıyorlar. Yalan mı? Var mı verecek cevapları?