Türkiye’deki yargı süreçlerini dikkate alırsanız bir vatandaşın makul bir süre içinde adil yargılanma hakkına sahip olabilmesi 10 yılın üzerinde mümkün olabiliyor. İyimser bir hesapla 14 – 15 yıldan söz ediyorum.
Türkiye’de yargının nasıl bir çıkmazın içinde debelendiğini gösteren basit bir istatistik bu.
Bu tablo 82 bin 753 insanın, aileleri ve yakınlarıyla birlikte yaşadıkları bir dram anlamına da geliyor.
Bunun en temel nedeni, ilk derece mahkemelerinden başlayarak yargıçlarımızın AYM ve AİHM kararlarını içlerine sindirememiş olmalarıdır.
Siyasallaşarak hukuktan kopmuş bir yargının varlığının kanıtıdır.
Siyasallaşma o dereceye vardı ki artık AYM’nin haklarınızın ihlal edilmesi ile ilgili kararlarını da uygulamıyorlar.
Anayasa, AYM kararlarının “yargı organlarını, idareyi, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağını” yazıyor ama mahkemeler bazen uyuyor, bazen uymuyor.
AYM ve AİHM kararlarının “adamına göre uygulandığı” bir ülke haline geldik.