Çisil Sohodol: Sosyal medyayı ya­saklamak ya da sınırlamak tek başına çözüm değil

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Ekonomik be­lirsizlik daha erken yaşta hissedi­liyor. Aileler daha fazla çalışmak zorunda, birlikte geçirilen zaman azalıyor. Büyük şehirlerde yaşa­yan gençler kalabalık içinde daha yalnız. Evde ebeveynin zihni işte, okulda öğretmenin gözü sınıfta, dışarıda herkes kendi telaşında. Genç ise kendini anlatacak, duyu­racak, tutunacak bir yer arıyor. Tam burada sosyal medya dev­reye giriyor.

Bir gruba dahil olmak kolay, bir kim­lik edinmek kolay, bir taraf olmak kolay. Ama bu aidiyet çoğu za­man karşıtlık üzerinden kurulu­yor. “Biz” ve “onlar.” Bu konumlanma, çoğu zaman güçlü bir duygusal heyecan da üre­tiyor. Birlik hissi, görünürlük, ad­renalin, risk ve meydan okuma aynı anda çalışıyor. Özellikle şe­hir hayatının içinde kendini geri planda hisseden gençler için bu tür dijital gruplar, gerçek dünya­da elde edemedikleri görünürlü­ğü sağlıyor gibi görünüyor.

Bu yüzden tartışma yalnızca sosyal medyanın sınırları değil. Tartışılan şey, gençlerin kendile­rini nerede ve nasıl var ettikleri. Bu nedenle sosyal medyayı ya­saklamak ya da sınırlamak, ilk ref­leks olarak anlamlı görünebilir ama tek başına çözüm değil. Çün­kü sorun yalnızca platform değil; platformun bulduğu zemin. Genç­ler kendilerini ifade edecek, ait hissedebilecekleri başka alanlar bulamıyorsa, o alanı dijital dünya­da kuruyor. Bu alan kurulduğunda da, şiddet o alanın içine sızabili­yor. O yüzden asıl soru şu: Gençler neden kendilerini göstermek için bu yolu seçiyor? 

Çisil Sohodol’un yazısı