Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Müzakerelerde bir aşamaya gelindi gibi, en azından müzakereler başladı” dedi.

Fidan, A Haber yayınında ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşın gidişatına dair özetle şunları söyledi:
‘Savaş giderek yayılma tehlikesiyle baş başa’
* Maalesef Amerika’nın ve İsrail’in hukuksuz, uluslararası hukuka aykırı olarak başlattığı bu savaş, giderek daha da bölgesel yayılma tehlikesiyle baş başa.
* Türkiye’nin başından beri hedefi; savaşın çıkmaması, çıkarsa durdurulması, savaşın yayılmasının engellenmesi ve Türkiye’nin bunun dışında tutulması.
* Maalesef mazisi çok önceki yıllara dayanan, özellikle nükleer mesele ve diğer konulardan dolayı olan bu birikmiş enerji bir savaş halinde ortaya çıktı.
‘En azından müzakereler başladı’
* Bir numaralı hedefimiz, savaşın durması. Bunu yaparken de savaşın daha büyük yaygınlık göstermemesi önemli bizim için.
* Şimdi müzakerelerde bir aşamaya gelindi gibi. En azından müzakereler başladı. Pakistan üzerinden mesaj aktarımı var. Bunu Amerikalılar bizimle de koordine ediyorlar, konuşuyoruz. İranlıları da bu konuda bilgilendiriyoruz.
‘Artık müzakereden talep edilenler farklı olacak’
* Şimdi aslında savaş, epey bir noktaya geldi. Belli bir yıkım oldu İran üzerinde de. Artık müzakereden talep edilenler tabii ki daha farklı olacak. Bu da aradaki arabulucuların biraz daha işini zorlaştıran bir durum. Ama inşallah umudumuzu kaybetmeden çalışmaya devam.
* Benim iki tarafa da ifadem, yani bu açılış pozisyonlarını çok fazla ciddiye almayın ama gerçekte bir niyet varsa iki tarafta da, onlar muhakkak bir yerde buluşturulabilir. Yani burada önemli olan müzakerenin devam etmesi, tarafların müzakereden çekilmemesi, sahici olması ve birbirlerine güvenmeleri.
‘Amerikalılar da isteklilik gösteriyor’
* Biz diyoruz zaten, ‘korkulan savaş var ama şu anda bunu durdurmak önemli’. Amerikalılar da bu noktada isteklilik gösteriyorlar. Ama öngörülemez problemler çıkabilir mi? Tarafların niyetlerinden bağımsız olabilir.
* Şimdi geldiğimiz noktada; aslında İran’a savaş açılırken, bir İsrail yayılmacılığı üzerinden bölgede çok kalıcı, bölgedeki Müslümanların artık bir daha bir araya gelmesini neredeyse çok zor hale getirecek bir fitne tohumunun da maalesef atıldığını görüyoruz. Yani bizim Türkiye olarak bir numaralı hedefimiz; bir defa bu fitnenin ortaya çıkmasını önlemek.
“Körfez ülkelerine ‘Aman reaksiyon göstermeyin’ tavsiyesinde bulunuyoruz”
* Körfez’deki o altı yedi ülke, açıkçası kendi yıkımlarıyla karşı karşıyalar. O ülkelere 8 bin civarında SİHA atılmış durumda. Oradaki temel hava çok olumlu bir hava değil.
* “Biz Türkiye olarak nasıl İran’a bir tavsiyede bulunuyorsak onlara da (Körfez ülkelerine) tavsiyemiz toplantı esnasında, ‘Aman sabredin, bir reaksiyon göstermeyin. Bu reaksiyon daha sonra uzun süreli kalıcı unsurlar bırakır. Bu da tam İsrail’in istediği bir senaryo. İslam ülkelerinin bölgede birbiriyle uzun süreli bir kavgaya girmesi. Aman deyin bunu yapmayın’ tavsiyesinde bulunuyoruz. hem İran’a tavsiyemiz hem diğer ülkelere tavsiyemiz İsrail’in bu oyuna gelmemeleri yönünde.