ABD-İran-İsrail gerilimi tırmanmaya başladığından beri bölgenin en huzursuz ülkelerinden biri de Irak. İran savaşı ile birlikte bu huzursuzluk Bağdat açısından kontrol edilmesi daha güç hale gelen bir krize dönüştü. Son olarak Irak Dışişleri Bakanlığı ABD’nin ve İran’ın Bağdat’taki büyükelçilerini bakanlığa çağırıp nota vereceğini duyurdu ancak bu kriz notayla ya da elçilikler üzerinden ülkeleri uyarmakla yatışacak gibi değil.
Bağdat, ABD-İsrail ve İran cepheleri arasındaki savaşın üslerin vurulduğu, suikastların yapıldığı, istihbaratçıların at koşturduğu bir kente dönüşmüş durumda. Bağdat açısından işi içinden çıkılmaz hale getiren temel faktör ise bu krizin merkezinde Haşd-i Şaabi’nin olması.
Haşd-i Şaabi çoğunluğu Iraklı Şii savaşçılardan oluşan bir silahlı yapı. Aslında bir şemsiye yapı demek daha doğru olur. Çünkü çatısı altında Türkmenlerden Sünnilere kadar birçok küçüklü büyüklü silahlı grup var ve bünyesindeki bütün silahlı yapılar, İran’ın ajandasını takip etmiyor. Her ne kadar İran desteği ile kurulmuş olsa da örgütün IŞİD ile mücadele döneminde gösterdiği başarı yadsınamaz.
Bağdat’ta Irak’ın bir kez daha savaş sürüklenmemesi için çabalayan bir avuç bürokrat ve siyasetçi de kılıçlarını çekmiş olan tarafları sakinleştirmek için formüller bulmaya çalışıyor ancak bu bir avuç insan da bu kılıçların hedefi olabilecek kadar uçurumun kıyısında!