Çok etkin bir manipülasyon mekanizmasıyla karşı karşıyayız. Zira dünyada insanın havsalasının almayacağı, vicdanını dumura uğratacak kadar çok zulüm var. Adalet orta sınıfların vicdanına havale edildiği andan itibaren, emperyalizm bunlar içerisinden amaçlarına uygun olanları seçip kullanabilir ve bizzat sebep olduklarını ya da işine gelmeyenleri önemsizleştirebilir hale geliyor. Böylelikle, örneğin, İran’da dinci gericiliğin kadınlara dayattığı esaret araçsallaştırılıp büyütülürken, aynı esaret Suudi Arabistan’da uygulandığında önemsizleştiriliyor.
Bu durum yerleşik hale geldiğinde, ezilenler adına mücadele yürüten öznelerde de mücadeleyi buna göre hizalama ve mücadele edilen hasmın emperyalist egemenler tarafından sıkıştırılmasını sağlayacak bir kamuoyu oluşturmayı hedefleme eğilimi güçleniyor. Dünya çapında ezilenlerden yana görünen politik hareketler içinde emperyalizm işbirlikçiliğinin azımsanamayacak bir yaygınlık kazanmış olmasının nedeni bu.
Ne var ki, bu “mücadele” ekseninin tek sorunu emperyalizmle işbirliği yapmanın ahlaklı olmaması değil. Bir zulüm veya adaletsizlik karşısında, mağdurların örgütlenmesine dayanan dürüst bir mücadele yerine böyle yollara başvurulması stratejik açıdan da sorunlu ve bir dizi nedenle aslında başarısızlığa daha açık.