ABD’nin küresel hakimiyet sağlamak ve sloganda ima edilen “domino etkisini” kırmak adına giriştiği kıyımları anlamak için geriye bakalım. Görülecek ki, bugün ABD’nin giriştiği kıyımların tarihçesi var. Konu, hiç de dengesiz Trump ile sınırlı değil.
ABD ilk nükleer bombayı Temmuz 1945’te patlatır. Savaş Avrupa’da bitmiştir, Almanya ve İtalya yenilmiştir. Japonya’nın da kaybedeceği bellidir. Hatta teslim koşulları bile konuşulur.
Buna karşılık ABD, Japonya’ya atom bombası atmaya karar verir. Dahası, 1945 yılı başından itibaren Tokyo’ya ve diğer şehirlere havadan sürekli ateş bombası atar. 100 Japon şehri ateş bombaları ile yakılır, ölenlerin sayısı yüzbinlerle ifade edilir.
Bilim insanları atom bombasına gerek olmadığını, yüzbinlerce sivil insanın daha öleceğini, daha fazlasının sakat kalacağını ve Japonya’nın bunu bildiği için teslim olacağını söyleyerek karşı çıkarlar.
Ancak ABD hükümeti ve özellikle Başkan Harry Truman kararlıdır. Çünkü ABD küresel hakimiyet kurma peşinde bir güç gösterisi yapmak ister. 6 Ağustos 1945’te Hiroshima’ya, sonra 9 Ağustosta Nagasaki’ye atom bombası atılır.
Bu bağlamda; 1950’de başlayan Kore savaşı, 1953’te İran’da Musaddık’ı devirip Şah’ı iktidara getiren CIA darbesi, 1955 sonunda başlayan Vietnam savaşı, 1961’de Küba’da CIA’nın örgütlediği Domuzlar Körfezi çıkarması, 1965’te Endonezya’da yapılan çok kanlı darbe belirtilebilir.