Bugün, 2026 yılının Mart ayı itibarıyla baktığımızda; TÜFE’nin yüzde 30’lu seviyelere demirlemesi ve Yİ-ÜFE’nin yüzde 20’li rakamlara doğru yelken açması, ekonomideki öngörülebilirliği artırmıştır. Tüketici Güven Endeksi de bu olumlu havadan beslenerek yükseldi. Bu durum, fiyat endeksleri ile güven arasındaki bağın hala çok diri olduğunu kanıtlıyor.
Ancak unutulmamalıdır ki, güven endeksinin 100 eşik değerinin (iyimserlik sınırı) altında kalmaya devam etmesi, fiyat endekslerindeki iyileşmenin henüz tabana tam anlamıyla yayılmadığını göstermektedir.
Son dört yıllık süreç net bir şekilde göstermiştir ki; Türkiye ekonomisinde fiyat endeksleri birer sebep, tüketici güveni ise bir sonuçtur. Ekonomi yönetiminin başarısı, sadece bu endeksleri tek haneye indirmekle değil, aynı zamanda bu düşüşün kalıcılığına toplumu ikna etmekle ölçülecektir. Zira rakamlar ne derse desin, asıl veri tüketicinin marketten eve dönerken hissettiği “huzur”dur.