ABD ve İsrail’in İran’a ölümcül darbeler vurarak kısa sürede sonuç alma planlarının başarısızlığa uğraması, bu savaşta hedef haline gelen Körfez ülkeleri ile savaşın risklerinden kaçınmak isteyen Türkiye ve Pakistan gibi bölgesel aktörleri yeni askeri-siyasi ittifak arayışlarına yöneltiyor.
Türkiye ve Pakistan gibi bölgesel güçler ise İsrail’in bölgenin yeniden dizaynında öne çıkmasını kendi politikaları için bir tehdit olarak görmekte ve İran’daki olası gelişmelerin yaratması muhtemel risklerden (Göç ve etnik çatışmalar başta olmak üzere) kaçınmak istemektedir. Öte yandan bu ülkeler, savaşla birlikte Körfez ülkelerinin güvenlik zafiyetinin daha görünür hale gelmesi karşısında sahip oldukları askeri gücü de bir fırsata/pazarlık gücüne dönüştürmenin arayışı içindedir.
Bu arayışların bir parçası olarak 18 Mart’ta S. Arabistan’ın ev sahipliğinde Riyad’da yapılan ve Türkiye’yi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın temsil ettiği toplantıda S. Arabistan ve Türkiye’nin yanı sıra Pakistan, Azerbaycan, Mısır, Katar, BAE, Kuveyt, Bahreyn, Ürdün, Lübnan ve Suriye, “İran’ın kınandığı” ortak bir bildiri yayımlandı.
Bugün bölgeyi ve Türkiye’yi yeni savaş ve çatışma tehdidinden korumanın ve bölgede barışın tesis edilebilmesinin yolu, öncelikle emperyalist ve siyonist saldırganlığa karşı açık tutum almaktan geçiyor.