Çocuk yoksulluğu öyle bir boyuta ulaşmış durumda ki T.C. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı On İkinci Kalkınma Planı (2024-2028) Çocuk Raporu gerçeğin itirafı oldu. 2012-2022 yılları Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması verilerine göre ülkemizde maddi yoksulluk düzeyi toplam nüfusta %28,4 iken, çocuk nüfusta %35,3. 0-17 yaş grubunda yoksulluk veya sosyal dışlanma riski yaşayan çocukların oranı ise %42,7.
Çocukluğun kaybedişini yaşıyoruz. Çocuklar “özellikle tercih edilen” bir üretim faktörü haline getiriliyor. Dört yeni okul modeli ile MESEM’lerle, meslek ortaokulları ile çocuk emeği sömürüsü kurumsallaştırılıyor. Yoksulluk yeniden üretiliyor. Çocuk işçiliğini yasal hale getiren her adımla da yoksulluk kalıcılaştırılıyor.
Aile yılı, Aile On yılı söylemleri ile erken, çocuk yaşta evliliklerin yaygınlaştırılmasıyla, eğitim süresinin kısaltılmasıyla daha fazla sömürü daha fazla ucuz iş gücü çağrısı yapıyorlar. Çocuk yoksulluğu nesilden nesle aktarılıyor. Çocukların eğitim aracılığıyla bir gelecek yaratma olanağı bugünden gasp ediliyor. Çocukluğun kaybedilişi ile birlikte gençliğin kaybedilişi de yaşatılıyor.