Tutuklanan gazeteci Alican uludağ ifadesinde “Ankara’da yeni bakanımız rahat etsin, basın toplantılarında soru sorma ihtimali var; tutuklayalım, susturalım diye yapılıyor” dedi.

Uludağ, dün akşam hakkındaki bir soruşturma kapsamında ‘cumhurbaşkanına alenen hakaret’ ve ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlamalarıyla gözaltına alınmıştı.
DW Türkçe, muhabiri olan Uludağ’ın gözaltı gerekçesinin İstanbul Atatürk Havalimanı saldırısını planlayan IŞİD mensuplarının tahliye edildiğine ilişkin 2024’teki haberi ve X’teki paylaşımları olduğunu duyurmuştu.
Mahkeme, bugün savcılık ifadesinin tamamlanmasının ardından Uludağ’ı ‘cumhurbaşkanına alenen hakaret’ suçundan tutukladı.
Uludağ, hakimlik ifadesinde şunları söyledi:
*Ben bu hususta kollukta ve savcılıkta ifade vermiştim; doğrudur, aynen tekrar ve kabul ederim. 18 yıldır adli muhabirliği yapıyorum, alanım adliye muhabirliğidir, kürsünün önünü ve arkasını iyi bilen birisiyim. Çocuklarımın gözyaşlarını arkada bırakarak buraya getirildim. Gazetecilik uğruna bedel ödemem isteniyorsa hazırım.
*Savcılığın iddialarındaki hiçbir paylaşımın suç unsuru olmadığını, tamamen eleştiri olduğunu kendisi de gayet iyi biliyor. Bugüne kadar bu paylaşımlarla ilgili ne cumhurbaşkanından ne de avukatlarından şikâyette bulunulmadı. Aylar öncesinde yapılan paylaşımlarla ilgili re’sen soruşturma açılmadı. Bugün neden Ankara’dan apar topar buraya getirildim?
*Bunu anlatmak istiyorum. Buradaki temel mesele bu paylaşımlarım değil. Aylar öncesinde yapılan paylaşımlarda bir soruşturma ya da cumhurbaşkanına şikâyet yok. Bugüne kadar tutuklatmadılar; gazetecilik sınırlarında işimi yaptığım için yapmadılar. Mecburen bu paylaşımlara ilişkin işlem yapıyoruz, dediler.
*Ankara’da Akın Gürlek’e ilişkin bir temizlik yapılmak isteniyor. Benzer birçok operasyona karşı yorumlarını ve eleştirilerini dile getireceği için Alican’ı Ankara’dan uzaklaştırmamız lazım, denilerek bu dosya uyduruldu. Nesnel bir şekilde tutuklama talebi okunursa ne cumhurbaşkanının şahsına ne de makamına yönelik bir küfür vardır; yargı muhabirinin eleştirileri vardır. Bu ülke demokratik bir hukuk devletidir. Biz bu ülkenin yargısını, yargı mensuplarını, cumhurbaşkanını eleştiremeyeceksek o zaman neden gazetecilik yapıyoruz?
*Ben yargı muhabirliğine 2010 yılında Fethullahçıların kol gezdiği sırada başladım. Yaptığım haberlerden dolayı ‘idamlıksın’ dediler bana. Dönemler değişti, hiçbir Adalet Bakanı’nın ya da başsavcının sorumluluğu alanına girmedim. Gerçek bir şekilde yazıyorsam her şey suç olarak görülemez. Kaçma ve delil karartma şüphem yoktur. Ben şu anda Deutsche Welle’de çalışıyorum. Vizem bile yoktur benim. İmkânım olmasına rağmen Alman Büyükelçiliği’nde etkisi olabilir, benim çalıştığım yerle ilgili.
*Bugüne kadar benim hakkımda onlarca soruşturma açıldı; hangi birine gitmedim, hangisinden yakalama kararı çıkarıldı? Attığım tweetleri mi karartacağım? Emniyete ya da savcılığa teslim edilen telefondaki delili mi karartacağım? Delil karartma ihtimali sıfırdır. Ben adi bir suçlu değilim. 18 yıldır gazetecilik yapıyorum.
*Bu ülkede cumhurbaşkanını eleştirdik diye cezaevine atılacaksak neden arkanızda ‘Adalet mülkün temelidir’ yazıyor? Neden Anayasa var? Basın Kanunu’nda eleştiri doğrudan korunmuş durumdadır. Suç işlendiği iddiasıyla ilgisi yoktur bu soruşturmanın. Ankara’da yeni bakanımız rahat etsin, basın toplantılarında soru sorma ihtimali var; tutuklayalım, susturalım diye yapılıyor. İki çocuğum vardır. Bu ülkede hâlâ gazetecilik yapmak için çocuklarımın yaşları aksın ama ben çizgimden ayrılmayacağım; çünkü ben suç işlemedim.
*Takdir sizindir, vicdanınızındır. Geride iki çocuğunu bırakmış bir baba olarak bu zulme ortak olmayın. Cesaretli olun. Bugüne kadar kimsenin karşısında önümü ilikleyerek gazetecilik yapmadım. Tutuklamak çok kolaydır, hiçbir önemi yoktur. Biraz vicdan ve hukuk diyorum. Savunmama eklenecek başka bir hususum yoktur. Savunmam bundan ibarettir.
Uludağ cezaevine götürülürken meslektaşlarına “Herkes bilsin ki Alican Uludağ susmadı ve susmayacak” dedi.
Uludağ’ın IŞİD haberi
Uludağ, 18 Aralık 2024 tarihinde NOW TV’de yayınlanan haberinde Yargıtay’ın Atatürk Havalimanı’nda 45 kişinin ölümüne sebep olup 46 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 2604 yıl hapis cezası alan altı sanık hakkında tahliyeye hükmettiğini yazmıştı.
İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, 2018’de saldırıyı planlamakla suçlanan altı sanığa ‘anayasal düzeni ihlal’ ve ‘tasarlayarak öldürme’ suçlarından müebbet hapis cezası vermiş, bir sanığıysa ‘örgüt üyeliği’ suçundan 12 yıl hapis cezasına çarptırmıştı
Haberin ardından İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi bir açıklama yaparak tahliye kararını doğrularken tahliyelerin terör faillerini kapsamadığını savunmuştu.