Öcalan: Yasasız süreç olmaz

DEM Parti’nin aktardığına göre PKK lideri Abdullah Öcalan “Kürt varlığının inkar edilmemesi, mimarinin kurulması anlamına gelmez. Mimari, yasasız ve ilkesiz olmaz” dedi.

Fotoğraf: DEM Parti

DEM Parti heyeti, 16 Şubat’ta İmralı Cezaevi’nde Öcalan’la görüşmüştü.

Meclis’te Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, PKK’nın silah bırakma sürecine ilişkin ortak raporu kabul etti.

DEM Parti tam bu sırada Öcalan’ın mesajını paylaştı.

Sürecin ‘Kürtlerin inkarı ve isyanını sona erdirme süreci’ olduğunu belirten PKK lideri, yasal düzenlemeye dikkat çekti.

Öcalan’ın mesajı şöyle:

“Geride bıraktığımız süreç, öz itibariyle şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik siyaset ve entegrasyona geçişi sağlayacak müzakere yeteneğini ve gücümüzü kanıtlamıştır. 

TBMM komisyon raporunun temel toplumsal gerçeklerle uyumlu olması gerekir. Sürecin bundan sonraki ilerleyişinde komisyon raporunun bu niteliği son derece önemli olacaktır. ‘Terörü tasfiye’ mantığıyla yaklaşan bir siyaset çözümü değil, çözümsüzlüğü ifade eder.

Barış ve Demokratik Toplum süreci, kendini sürekli yeniden değerlendiren, strateji ve taktiğini belirleyen bir süreçtir. Ben, bu toplantımızı demokratik entegrasyona bir giriş toplantısı olarak değerlendiriyorum.

Bu cumhuriyet kesinlikle Kürtsüz inşa edilmedi. Bunu inkâr edenler, her gün sivri ve tahripkar bir dille her sözü söylüyorlar. Cumhuriyetin mayasında, temelinde Kürtler de vardır. Sonrasındaki hukuksal metinlerin Kürtleri dışlaması, Kürtlüğü ve Kürtçeyi yasaklaması inkârı ve isyanı üretmiştir. İçinde bulunduğumuz süreç, inkârı ve isyanı sona erdirme sürecidir. Biz artık nasıl bir araya geleceğimizi ve barış içinde bir arada yaşayacağımızı tartışmak istiyoruz. 

‘Cumhuriyetle bütünleşmenin mimarisi yasasız ve ilkesiz olmaz’

Uygun çağdaşlık ölçüleri temelinde ve rasyonalitesi olan bir şekilde cumhuriyetle bütünleşeceğiz. Bunun bir mimarisinin olması gerek. Kürt varlığının inkâr edilmemesi, mimarinin kurulması anlamına gelmez. Mimari, yasasız ve ilkesiz olmaz. Meseleyi birkaç ceza hukuku maddesi değişikliğine indirgemek de doğru olmaz. Bu mimarinin ana unsurları, yani entegrasyonun temel ilkeleri 27 Şubat bildirgesinde var. Bu bir siyasi programdır. 

Bir vatandaşlık tanımı meselesi var. Vatandaşlık, devletle kurulan bağı ifade eder. Vatandaşlık; etnisiteye, dile, inanca, düşünce sistemine bakılmaksızın devletle bağlılığı anlatır. Mesela sosyalist mi, kapitalist mi, Müslüman mı, Hıristiyan mı, Kürt mü, Arap mı fark etmez. Hepsi devlete vatandaş olabilir.

Ben özgür yurttaş demeyi tercih ediyorum. Anayasal vatandaşlık da denebilir ama özgür yurttaşlık, bundan daha geniştir. Dininde özgür olacak, milliyetinde özgür olacak, düşüncesinde özgür olacak.

Türkiye’deki vatandaşlık tanımı bunu karşılıyor mu? Biraz muğlaktır. Dinsel, ideolojik ve milliyetsel, ulusal anlamda varlığını özgürce ifade edecek ve örgütleyecek. Bu da demokratik sınırlarda ve devletin bütünlüğünü esas alan bir şekilde yapılacak.

Özgür yurttaş dinini, mezhebini, düşüncesini ifade ederken ne kadar özgürse ulusal aidiyetini ifade ederken de o kadar özgür olmalıdır. Başkasına dinini ve dilini empoze edemiyorsan, milliyetini de etmemelisin. Herkes kendi milliyetini, kimliğini özgürce ifade edebilmeli.

Biz ‘demokratik toplum’ olarak yaşamak istediğimizi söyledik ve başına da ‘barış’ı koyduk. Demokratik toplum, toplumsal hüviyetini özgürce inşa edebilmeyi ifade eder. Toplumun kültürel unsurları vardır. Toplum bunları özgürce inşa edebiliyorsa demokratik bir nitelik kazanır. Güçlü devlet bunun esnekliğini gösteren devlettir.

Bunlar entegrasyonumuzun ana ilkeleri ve örgütlenme modelidir. Burada üniter devlet de dahil milliyetçilik, dincilik anlamına gelecek bir şey yoktur.

Demokratik toplumun kurumlarından ve inşasından söz ediyoruz. Şüphesiz burada şiddete hiçbir şekilde yer yoktur. Demokratik cumhuriyete entegrasyon cumhuriyetin kuruluşu kadar önemli. Bütün çalışmalarımızı demokratik cumhuriyet esprisi ile yürütüyoruz.

Kürtlerin entegrasyonu, cumhuriyetin en temel ayaklarından biri olacaktır. İki yüz yıldır baş aşağı giden kardeşliği, ayakları üzerine kaldırıyor ve kardeşlik hukukunun gereğini yapıyoruz. Bu, yeni yüzyılın, hatta yeni bin yılın inşasıdır.

Suriye için önerisi ‘Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın genişletilmiş hali’

Demokratik bütünleşmenin ruhuna uygun olan, bir yerel demokrasinin varlığı ve kurumsallaşmasıdır.

Suriye için de önerdiğimiz de budur. Yerel demokrasi dediğim şu: Bir kent ya da köy olabilir, bunların kendilerini özgürce ifade etme ve kendilerini yönetme hakkı olmalıdır. Yerel yönetimin şartları belli.

Ayrı devlet, bölge demiyorum. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın toplumsal gerçekliğimizle uyumlu ve genişletilmiş bir hali de buna güçlü bir dayanak olur.

Bu öneriler, bulundukları yerlerde sadece Kürtlerin de bütün diğer halkların ve inanç topluluklarının da varlığını ve hukukunu gözetir.

Kürt korkusuna dayalı bir siyasetten, Kürtleri bir fobi ve korku halinde görme siyasetinden çıkmak gerekir.

‘Müthiş bir demokratik siyaset yürüteceğiz’

Bizim meselemizin bir güvenlik boyutu vardır, fakat ondan daha geniş kapsamda siyasi bir boyutu vardır. Çünkü biz siyaset yapacağız. Silah ve şiddet terk edilmiştir. Müthiş bir demokratik siyaset yürüteceğiz.

Toplumumuzun ekmek ve su kadar buna ihtiyacı var. Her şey güvenliğe boğulmamalıdır. Güvenlik siyaseti, siyaset de güvenliği esas almalı. Biz siyasi bir topluluk olacağız: Demokratik siyaset topluluğu.

Kürtlerin birliği meselesinde gerek Kürtlerin kendi içinde gerek parçalı Kürtlerin kendi aralarındaki ilişki biçimine benim önerim ‘demokratik birlik’tir. Bu, ayrı bir devlet değil, kapsamlı bir demokratik yönetim ilkesidir.

Komisyon raporu

Komisyon başkanı Numan Kurtulmuş raporun özetini Meclis’te okumuştu.

Yedi başlıklı, 60 sayfalık raporda PKK lideri Abdullah Öcalan’a ‘umut hakkı’ tanınmasıyla ilgili bir ibare yer almıyor. Fakat “İnfaz adaletinin sağlanması gerekmektedir” deniyor.

NTV’nin haberine göre raporda silah bırakmayla yasal düzenlemelerin zamana yayılarak ilerleyebileceği belirtiliyor. Bu düzenlemelerin ‘özel ve geçici olması gerektiği’ bir diğer vurgu.

Altıncı bölümdeyse yasal düzenleme önerileri bulunuyor. Örgüt üyelerinin hukuki durumu ve ‘toplumla bütünleşme’leriyle ilgili bölüm bu kısımda.

AKP, CHP, MHP, DEM Parti ve diğer parti üyelerinden oluşan komisyon, ortak raporu oyçokluğuyla kabul etti. Oylamadan 47 kabul, iki ret, bir çekimser oyu çıktı.

Süreç: Ortak rapor, komisyondan geçti

Komisyon raporunda ‘umut hakkı’ yok: Yedi başlık, 60 sayfadan oluşuyor

DEM Parti heyeti: Sürecin sürdürüleceğine dair ortak irade bir kez daha teyit edildi

MHP’li Yıldız: Umut hakkı konusunda uzlaştık