İranlı yönetmen Cafer Panahi’nin Oscar aday ‘It Was Just An Accident’ (Görünmez Kaza) filminin senaristlerinden Mehdi Mahmoudian, Tahran’da gözaltına alındı.

31 Ocak’ta gözaltına alınan Mahmoudian, İran İslam Cumhuriyeti Ruhanî lideri Ali Hamaney’i eleştiren bir bildiri imzalamıştı.
Mahmoudian’la birlikte bu bildiriyi imzalayan 17 kişiden ikisi daha gözaltında.
Yetkililer, yöneltilen suçlamalarla ilgili bir bilgi vermedi.
2025’te Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiyekazanan ‘It Was Just an Accident’, 15 Mart’taki Oscar’da ‘En İyi Uluslararası Film’ ve ‘En İyi Senaryo’ dalında yarışacak.
Film, hapishanede kendilerine işkence ettiğine inandıkları bir gardiyandan intikam alıp almama konusunda kararsız kalan bir grup İranlı siyasi mahkumun hikayesini anlatıyor.
Gazeteci ve insan hakları aktivisti olarak tanınan Mahmoudian, Panahi’yle hapishanede tanıştı. Panahi, Mahmoudian’dan ‘sakin tavrı, nezaketi ve sorumluluk duygusu’ nedeniyle övgüyle bahsetmişti.

Bildiriden: ‘İnsanlığa karşı işlenmiş örgütlü bir devlet suçu’
Sinemacıların ve hak savunucularının imzaladığı bildiride, İran hükümetinin protestoculara dönük ölümcül saldırıları şu ifadelerle kınanmıştı:
“Gayrimeşru bir rejime son vermek için cesaretle sokaklara çıkan yurttaşların kitlesel ve sistematik biçimde öldürülmesi, insanlığa karşı işlenmiş örgütlü bir devlet suçudur.
Sivillere karşı gerçek mermi kullanılması, onbinlerce kişinin öldürülmesi, onbinlercesinin tutuklanması ve zulme uğraması, yaralıların hedef alınması, tıbbi yardımın engellenmesi ve yaralı protestocuların öldürülmesi, İran’ın ulusal güvenliğine yönelik bir saldırı ve ülkeye açık bir ihanettir.”
İran’da neler oluyor?
İran’da 28 Aralık 2025’te para biriminin yüksek değer kaybı ve enflasyon nedeniyle esnafın başlattığı protestolar ülke geneline yayıldı.
Göstericilere başından itibaren açıktan destek veren Trump, 13 Ocak’ta “İranlı vatanseverler protestolarınıza devam edin, yardım yolda” dedi.
14 Ocak’ta Reuters’a konuşan İranlı üst düzey bir yetkiliyse, ABD saldırısı durumunda Tahran yönetiminin Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) veya Türkiye’deki ABD üslerini hedef alabileceğini söyledi.
Öte yandan ABD ve Britanya 14 Ocak’ta Katar’daki ABD üssü El-Udeyd’deki askerlerini geri çekmeye başladı.
Devam eden protestolar ve gerilimin tırmanışı, ABD’nin İran’a askeri müdahalede bulunacağı yorumlarını beraberinde getirdi.
ABD Başkanı Donald Trump, 14 Ocak’taki açıklamasında da “Bize, İran’da infazların durdurulduğu bildirildi. Şu anda bir infaz planı ya da idam yok” demiş, dün de ‘800’den fazla idamı iptal ettiği’ İran’a teşekkür etmişti.
Amerikan haber sitesi Axios, 18 Ocak’ta Trump’ın İran’a olası bir saldırıdan diplomatik temaslar, bölgesel müttefiklerin tepkisi ve lojistik engeller nedeniyle vazgeçtiğini yazdı.
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) 26 Ocak’ta bir uçak gemisinin ‘bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak amacıyla Ortadoğu’ya konuşlandırıldığını’ duyurdu. USS Abraham Lincoln uçak gemisine üç savaş gemisi de eşlik ediyor. Bu gemiler, daha önce Asya-Pasifik bölgesindeydi.
Trump 28 Ocak’ta bir filonun daha İran’a doğru hareket ettiğini söyleyip “Zaman daralıyor. Bu gerçekten önemli. İran’a daha önce dediğim gibi, anlaşma yapın” dedi.
İran’da protestolar son bulsa da ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA) daha fazla vakayı doğruladığını belirtip ölü ve gözaltı sayılarını güncelliyor.
Ajans dün ölü sayısını 6 bin 563 olarak duyurdu. İran’sa ölü sayısını güvenlik güçleri dahil 3 bin 117 olarak duyuruyor. Fakat ülke içindeki ve dışındaki tıp uzmanlarından oluşan ağlar, gerçek ölü sayısının 30 bini aşabileceğini tahmin ediyor.