Maduro’nun düştüğü tuzak buydu, Venezuela işte bunu yitirmişti. İktidarla muhalefet, bir ortak vatan ve birlik duygusu paylaşmıyordu artık.
Bahçeli’nin Türkiye için tarihi çıkarsamasına geçmeden önce, fotoğrafa bakalım.
Şöyle çarpık bir fotoğraf çıktı ortaya…
ABD şehirlerinde Amerikan vatandaşları, Trump’ın Maduro’yu yatağından aldırmasını kınayıp protesto ederken… Aynı şehirlerde Venezuelalılar Trump’a teşekkür için toplandı, kutlama gösterileri yaptı.
ABD’nin mi, Venezuela’nın mı; hangi ülkenin iç cephesi daha sağlam şimdi?
ABD’de Başkan’ın ulusal güvenlik politikalarını ve operasyonlarını protesto etmek bile ulusal güvenlik sorunu diye yasaklanmıyor. Suç ya da ihanet değil. Yaptıklarını yanlış buluyorsanız dış bir güce karşı dahi kendi ülkenizi eleştirebiliyorsunuz.
Maduro rejimindeyse bu mümkün olamıyordu.
Düşünün; 2025 Mayıs’ındaki son parlamento seçimlerine giderken Maduro, demokrasiye komplo kurmakla suçlayarak riskli muhaliflerini yine tutukladı, yasakladı, sandığa sokmadı. Dış bağlantılı büyük bir suç örgütünün terörist saldırı planını çökertme iddiasıyla açıkladı bunu da. Onları yarıştan dışlayınca kalanların bazıları çaresizlikten seçimi boykot etti, o da kontrollü muhalefetle gayet serbest ve adil yarışarak bir kez daha kazanmayı başardı.
Hayat hakkı tanımadığı için dışarı kaçan o Maduro muhalifleri, bugün onun Trump tarafından kaçırılmasını kutluyor işte.
Maduro, iç cephesini zayıflatmasa bu kadar kolay lokma olmazdı. İktidarı muhalefetiyle halkı kenetlenir, etten duvar örer, canları pahasına savunup kılına dokundurmazlardı. Oysa sahip çıkmaya gönülleri yok.