Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Yeni yıla sayılı günler kala ‘Bağımsız Gelecek, Sağlıklı Nesiller’ anlayışıyla 2026’yı ‘Bağımsızlık Yılı’ ilan ediyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı 2025’i ‘aile yılı’ ilan etmişti…
Emine Erdoğan, Türkiye Yeşilay Cemiyetince Şişli’de bir otelde düzenlenen Bağımsızlık Öncüleri Zirvesi’nde özetle şunları söyledi:
* Yeni yıla sayılı günler kala ‘Bağımsız Gelecek, Sağlıklı Nesiller’ anlayışıyla 2026’yı ‘Bağımsızlık Yılı’ ilan ediyoruz. Bu büyük ve anlamlı hedefe ülkece omuz vereceğimize yürekten inanıyorum.
* Aile içi şiddet, boşanmalar, ekonomik zorluklar, işsizlik, suça karışma gibi toplumsal birçok sorunun temelinde bağımlılıklar yatıyor. Bağımlılıkların çevresel maliyetleri de bir o kadar üzücü ve düşündürücü. Ülkemizdeki 20 milyon sigara içicisinden geriye kalan izmaritler, yıllık 5 bin çöp kamyonunu dolduracak hacme ulaşıyor.
* Bağımlılıkların hiçbirine geçit vermeyen en güçlü kale, ailedir. Aile, her mensubu için sığınılacak tek liman olduğunda şüphesiz ki insan hayatın fırtınalarında daha az savrulur. O yüzden bağımlılıklarla mücadele, aile kurumunun güçlendirilmesiyle el ele yürüyen bir süreçtir.
* Yeşilay Danışmanlık Merkezlerimizde uzmanlarımız her an vatandaşlarımıza yardım etmek için hazırlar. Tamamen ücretsiz ve erişilebilir bir hizmet sunuyorlar. Lütfen kimse kapılarını çalmaktan çekinmesin. 2026 Bağımsızlık Yılı’nda, büyük küçük demeden bir kötü alışkanlığı diğerine tercih etmeden, toplumca tüm bağımlılıklardan kurtulmak için birlik olmalıyız.
‘Gerçek özgürlük sınır koyabilmektir’
* Özgürlüğü tüm isteklerin sınırsızca tatmin edilmesi ve canının istediğini yapabilme gücü olarak empoze ediyor. Halbuki gerçek özgürlük sınır koyabilmektir. Esas sınırların, insanı özgürleştirdiğini anlamaktır. Sağlam bir irade ve ‘Hayır’ diyebilme gücüdür. Bir durup düşünelim. Her saat başı sigara molası vermek zorunda kalan, alkol almadan günlük işlerini yapamaz hale gelen, kumar uğruna ailesini, işini, geleceğini feda eden, telefonun şarjı bitiyor diye endişeye kapılan, sosyal medyada oyalanmayı bırakıp hayata karışamayan bir insana gerçekten özgür diyebilir miyiz? Geçen zamanın, boşa harcanan tek bir dakikanın bile telafisi mümkün değilken, koca bir insan ömrü türlü türlü bağımlılıklarla heba ediliyor. Bir örnek vermek gerekirse, ülkemizde günlük ortalama sosyal medya kullanımı yaklaşık üç saattir. Bu, her ay koskoca 90 saatin ziyan edilmesi demek.