Haber şu: “TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, üst düzey kamu yöneticilerinin maaşlarına 30 bin TL’ye kadar seyyanen zam yapılmasını öngören teklifi kabul etti.”
Haber Türkiye’yi çalkaladı, çünkü, milyonların hayat şartları içinde boğulma hissine sürüklendiği bir zamanda iktidarın belli bir kesimi kolladığı kanaati oluştu. Oysa işin gerçeği, hani o milyonların yaşadığı boğulma hissi var ya, işte ondan, devletin üst yönetici olarak istihdam ettiği insanlar da nasibini alıyor, teker teker devlet gemisinden ayrılıp, bütün nitelikleri ile özel alanlarda çalışmaya yöneliyordu.
Türkiye’de çalışanların yüzde 45’i asgari ücret alıyor, yüzde 54’ü asgari ücret çevresinde ‘bi-tık üzerinde’ bir maaşa çalışıyor. Emekli maaşında 25 binin üzerinde alanlar emeklilerin sadece yüzde 4’ünü oluşturuyor. En düşük emekli maaşı da 16 bin küsur lira. Yani on milyonlarca insan için 30 bin çok büyük para.
İşte 30 bin liranın “Oooo, 30 binlik kıyak” gibi okunmasının arkasında bu genel boğulma ortamı var.
Açlık sınırı altında yaşayan insanlar bile, 30 bin lira ile ne yeni araba taksiti verilebileceğini ne bir ev taksitine girilebileceğini, hani şöyle ferah – fahur bir ay geçinilebileceğini düşünmüyor. Pazara git gel, aşınsın 30 bin…. Öyle bir duygu yüklenmiş insanların yüreğine…
Ah 30 bin lira ah! Ülkenin ekmek kavgasını böylesine çıplak biçimde ortaya koydun ya, aşk olsun sana!