Cesedi Van Gölü kıyısında bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin Adli Tıp Kurumu raporunda ölüm nedeninin ‘suda boğulma’ olduğu ve cinsel saldırıya dair tıbbi delil bulunmadığı söylendi.

Van’da 27 Eylül 2024’te kaybolan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in cansız bedeni, 15 Ekim’de Van Gölü kıyısında bulunmuştu.
Kabaiş’in cesedinden alınan numuneler, ölüm nedeninin kesin tespiti için İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderilmişti. Kabaiş’in cenazesi, 16 Ekim’de Diyarbakır’da toprağa verilmişti.
Dün Kabaiş ailesinin avukatı Zeynep Demir, Adli Tıp’ın 10 Ekim’de kendileriyle yeni bir rapor paylaştığını ve olayın cinsel saldırı olma ihtimalinin güçlendiğini söylemişti:
“Gelinen aşamada Adli Tıp Kurumu Başkanlığı, 10 Ekim tarihi itibarıyla tarafımıza gönderdiği raporla Rojin’in dosyasında şu ana kadar bulaş olma ihtimali üzerinde durulan ancak bulaş olma ihtimali bertaraf edilen iki erkek DNA’sının Rojin’in hangi bölgesinde bulunduğunu tarafımıza açıklamıştır. İlk DNA örneği Rojin’in sternal bölgesinde yani göğüs bölgesi dediğimiz bölgede tespit edilmiştir.
İkinci DNA örneğiyse intra vajinal yani vajinanın iç bölgesinde olduğu tespit edilmiştir. Bugün itibarıyla dosyada artık bir cinsel saldırı olma ihtimali de mevcut. Bunun Adli Tıp Kurumu raporuyla açığa çıktığını, dosyanın bu boyutuyla da yeniden ele alınması gerektiğini belirtmek istiyoruz.”
AA’nın aktardığı söz konusu Adli Tıp Kurumu raporunda Kabaiş’in cinsel saldırıya maruz kaldığına, travmatik tesirle öldüğüne veya zehirlendiğine dair tıbbi delil bulunmadığı belirtildi. Bulaş ihtimalininse değerlendirildiği söylendi.
Rapora göre Kabaiş’in sol el beşinci parmak uç kısmında çürümeye bağlı olduğu düşünülen ayrışma haricinde kemik kırığı ve metalik cisim imajı tespit edilemedi.
Her iki diz arka kısımda, her iki kolda ve göğüs ön yüzde kanamayla uyumlu olabilecek renk değişiklikleri görüldü.
‘Olay yerinden otopsi mahaline sevk sırasında bulaş ihtimali bertaraf edilememiştir’
Raporda 80 bölgeden alınan sürüntü örneğiyle çürüme sıvısı, kas ve kemik doku örneklerinin analiz edildiği belirtilerek şu bilgiler verildi:
* Bu örneklerin analizinde, vücudundan alınan sürüntü örneklerinde meni veya sperme ait olabilecek bir bulgu tespit edilmemiştir.
* İntravajinal bölgede ve sternal bölgede Rojin Kabaiş ile birlikte her bir bölgede birer farklı DNA olmak üzere iki farklı erkek cinsiyetli DNA profili elde edilmiştir.
* Bu kapsamda, olay yerinden müteveffanın otopsi mahalline sevkinden itibaren bulaş riskine yönelik iş akış basamakları taranmış olup otopsi ve laboratuvar incelemeleri sırasında bulaş olmadığı tespit edilmiştir.
* Müteveffanın bulunduğu olay yerinden otopsi mahalline sevki sırasında bulaş olma ihtimali, alandaki diğer şahıslara ait biyolojik örnek ve kayıtlar elimizde mevcut olmadığından bertaraf edilememiştir.
* Tüm bulaş ihtimalleri bertaraf edildikten sonra elde edilen farklı DNA tiplemelerinin şüpheli veya şüphelilere ait olabilme ihtimaline binaen şüpheli şahıs veya şahıslara ait biyolojik örneklerin ilgili Başsavcılık tarafından gönderilmesi halinde mukayese yapılabilecektir.
* Kafa içi sıvısı, çürüme sıvısı, mesane duvarı, kas, mide içeriği ve mide duvarıyla iç organ örneklerinin toksikolojik incelemesinde, çok az miktarda ilaç etken maddeleri (ornidazole ve rocuronium), çürüme kaynaklı olduğu düşünülen 39 mg/dL etil alkol tespit edilmiştir.
* İç organ ve yumuşak doku örneklerinin analizinde ileri derece çürüme ve sabunlaşma nedeniyle yumuşak dokularda travma açısından kesin değerlendirme yapılamamıştır. Boyun kemiği örneklerinde de travma lehine belirgin bulgu tespit edilememiştir.
‘Cinsel saldırıya, travmatik tesirle öldüğüne ve zehirlendiğine dair tıbbi delil bulunmadı’
Raporda Kabaiş’in travma sonucu öldüğüne ve cinsel saldırıya uğradığına dair tıbbi değerlendirme bulunmadığı belirtildi.
‘Ölümünün suda boğulma sonucu meydana gelmiş olduğunun kabulü gerektiği’ ifadesiyle şu değerlendirmeye yer verildi:
* Ölümünün kaybolduğu tarih olan 27 Eylül 2024 tarihinde meydana geldiği ve bu süreç içinde suda kalmış olabileceği, travmatik tesirle öldüğüne, zehirlendiğine, vajen veya anüsüne penis veya cisim sokulması suretiyle cinsel saldırıya maruz kaldığına dair tıbbi delil bulunmadığı, ölümünün suda boğulma sonucu meydana gelmiş olduğunun kabulü gerektiği, suda boğulma olayının intihar mı, kazara mı veya bir başkasının etkisiyle mi gerçekleştirildiği hususunda tıbben değerlendirme yapılamadığı, sol el beşinci parmaktaki hafif ayrışmanın ölüm sonrası su içerisinde sürüklenme esnasında oluşabilecek nitelikte olduğu…
Bulaşın Adli Tıp’a nakli sırasında olabileceğine dikkat çekildi
Raporun sonuç bölümündeyse ‘İntravajinal bölgede ve sternal bölgede (göğüs bölgesi) Rojin Kabaiş ile birlikte her bir bölgede birer farklı DNA olmak üzere ii farklı erkek cinsiyetli DNA profili elde edildiği’ belirtildi.
Vajinal bölgeden alınan 12 eküvyondan (adli tıpçıların kullandığı ucu pamuklu çubuk) ve vücudun diğer bölgelerinden alınan 67 eküvyondan yalnızca birinde vajina ve göğüs bölgesindeki sürüntülerden farklı DNA tespit edildiği kaydedildi. Raporda, kontaminasyon (bulaş) olasılığınınsa ‘bertaraf edilemediği’ söylendi.
Raporda, ‘bulaş söz konusuysa içinde sürüklendiği ve bulunduğu sudaki herhangi bir temastan, cansız halde bulunduğu yerde bir temastan, olay yeri incelemesi esnasındaki bir temastan ya da Van Adli Tıp Grup Başkanlığı’na nakli sırasındaki temastan ötürü olabileceği’ne dikkat çekildi.
‘Vajen veya anüsüne penis veya cisim sokulması suretiyle cinsel saldırıya maruz kaldığına dair tıbbi delil bulunmadığı’ belirtildi.
Ölümün suda boğulma sonucu meydana gelmiş olduğunun kabulünün gerektiği, suda boğulma olayının intihar mı, kazara mı veya bir başkasının etkisiyle mi gerçekleştirildiği hususunda tıbben değerlendirme yapılamadığı söylendi.