Pankreas kanseri hücreleri ile sinirler arasında bir iletişim mekanizması bulundu. Cancer Cell’de yayınlanan çalışma yeni tanı ve tedavi yöntemlerinin kapısını aralayabilir.

Araştırma Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Avrupa Pankreas Derneği Başkanı Prof. Dr. Güralp Ceyhan’ın liderliğinde, Münih Teknik Üniversitesi’nin (TUM) işbirliğiyle yapıldı.
Farklı disiplinlerden uzmanların katıldığı çalışmayla kanser hücreleri ile sinirler arasındaki etkileşimin pasif bir süreç olmadığını, aksine aktif bir iletişim ağı içerdiği görüldü.
Pancreas 2000’in direktörü de Prof. Dr. Ceyhan’la pankreas kanserini, uzman eğitimlerini ve son çalışmayı konuştuk.
Sinir-kanser iletişimini kesmek geleceğin tedavisi olabilir
Ceyhan, 25 yıldır ana araştırma konusunun kanser hücreleriyle, sinir hücreleri arasındaki bağlantı olduğunu anlattı.
Sindirim sisteminde görülen kanserlerden farklı olarak pankreasta, kanser hücreleri sinirlere sıçrıyor (nöral invazyon).
Sinir hücreleri birbiriyle iletişim kurmak için sinaps denilen özel bağlantıları kullanıyor. Çalışmada, pankreas kanseri hücrelerinin de sinirlerle benzer bir bağlantı kurduğu gösterildi.
Sinirlerle kanser hücreleri arasında glutamat (bir sinir hücresinin başka hücrelere sinyal olarak gönderdiği kimyasallardan biri) aracılı ‘psödo-sinapslar’ oluşuyor. Bu özel bağlantılar üzerinden sinir uçları glutamat salgılıyor ve bu sinyal kanser hücrelerinin büyüme, hareket ve yayılma kapasitesini artırıyor.
Pankreasın etrafında çok önemli damarlar var. Damarlar organları besliyor. Damarların yanında, etrafında sinir ağları var. Kanser hücreleri büyürken sadece dokuları değil, sinirleri de sarmaya başlıyor.

Ceyhan, “Pankreas kanser hücresi metastaz yapmak (kanserin kaynağını aldığı organdan daha uzak bir bölgeye yayılması) için sinirleri ‘otoyol’ gibi kullanıyor” dedi.
Sinir-kanser iletişimini kesmek geleceğin tedavisi olabilir
Ceyhan’a göre bu bağlantıları engellemek kanserin ilerlemesini durdurmak için yeni tedavi yollarının geliştirilmesine zemin hazırlayabilir.
Eğer kanser, sinirlerden aldığı sinyallerle daha hızlı büyüyorsa, bu sinyalleri kesen ilaçlar da ileride pankreas kanserinde kullanılabilir. Ayrıca bu yaklaşımın gelecekte kemoterapi gibi standart tedavilerle kombine edilerek tümörün tedaviye duyarlılığını artırabilir.
Söz konusu bağlantı şiddetli ağrılara yol açtığı gibi ameliyatı da zorlaştırıyor. Daha radikal cerrahiyi zorunlu kılıyor.
Ceyhan ön tedavinin (kemoterapi ve radyoterapi) nöral invazyonu yok etmese de en azından tutulum olan damardan tümörü çektiğini anlattı:
“Damarları temizlemek ya da damarla birlikte tümörü çıkarmak mümkün olabiliyor. Böylece tekrarlama riskini azaltıyoruz. Bunlar büyük ve çok zor ameliyatlar. 7-12 saat sürebiliyor.
İlaç ve ışın tedavilerindeki gelişmeler çok önemli. Ancak kanser-sinir etkileşimini durduracak yolların bulunması bence geleceğin tedavisini belirleyecek.”
Ekipler eğitiliyor
Türkiye’de her iki cinsiyet ve tüm yaş grupları için en sık görülen kanser kaynaklı ölümlerde ilk beş sırada akciğer, kolorektal, mide, pankreas ve meme kanserleri yer alıyor (Kaynak). 2030’a kadar dünyada ve Türkiye’de ölüme yol açan kanserler arasında ikinci sıraya kadar çıkacağı öngörülüyor.
Bir yandan araştırmalar sürerken diğer yandan pankreas kanseriyle mücadelede liderlik yapabilecek hekim ve ekipler yetiştiriliyor.
Avrupa Pankreas Derneği’nin (European Pancreatic Club/EPC) düzenlediği Pancreas 2000 eğitim programı eylülde İstanbul’da yapıldı. 25’den fazla ülkeden gelen yaklaşık 40 genel cerrahi, onkoloji, gastroenteroloji uzmanı üç gün boyunca bilgilerini güncelledi.
Programın ana hedefi, pankreasla ilgili bilimsel çalışmalar ve bu alanda liderlik yapabilecek nitelikte hekimler yetiştirmek. Aralarında bilgi ağı kurmalarını sağlamak. Aynı zamanda uluslararası işbirliği, liderlik gelişimi ve bilimsel üretkenlik için bir platform sunmak.
Erken tanı mümkün mü?
Yıllar içinde cerrahi teknikler, ışın ve ilaç tedavilerindeki gelişmelerle pankreas kanserinde, erken tanıda beş yıllık sağ kalım oranlarının yükseldiğini belirten Ceyhan şöyle devam etti:
“Yüzde 15’ler düzeyinde olan beş yıllık sağ kalım oranı, yaklaşık 25 senede yüzde 54’e çıktı. Bunlar metastazsız hastalar. Ameliyatla tümörleri çıkarılmış, kemoterapi (ilaç tedavisi) ve radyoterapi (ışın tedavisi) görenler.”
Erken tanıdan kasıt, tümörün çıktığı yerde yakalanması. Damar tutulumunun olmaması ve bu avantajları sebebiyle direkt ameliyatla çıkarılabilmesi.
Erken tanı alabilenlerin, toplam hastalar içindeki oranı yüzde 15-20. Cerrahiye uygun hale getirilebilmesi için önce tedavi uygulanan, sınırda hastalar (borderline) veya tümörün damarı sardığı (lokal ileri) vakalar da yüzde 20-25 oranındalar.

Hastaların yaklaşık yarısı ilk tanıyı metastazdan sonra alıyor. Metastatik hastalar daha erken kaybedilse de ömürleri uzadı. Ceyhan bunun ana sebebinin tedavilerdeki gelişmeler olduğunu söyledi:
“Metastatik hastalarda frene basıp, kanserin hızını biraz kesebiliyoruz. Radyoterapinin de katkısı büyük. Hedefe daha iyi ulaşabilen, daha düşük doz ışın veren cihazlar gelişti.
Daha önce ameliyat edilemeyen hastalardan uygun olanlara önden kemoterapi ve radyoterapi veriliyor. Arkasından ameliyatla tümörü çıkarabiliyoruz.”
Tarama testleri henüz yok
Meme, rahim ağzı, prostat, kolon, kısmen akciğer kanserinde kullanılan tarama programları pankreas kanseri için henüz yok. Kanda bakılan belirteç CA19-9 var. Fakat bu pankreas kanserine özel değil. Çoğu hastada yüksek olsa da metastazlı bazı hastalarda dahi yükselmeyebilir.
Ayrıca örneğin safra yollarındaki bir sorun yükseltebiliyor. Bazı mutasyonlar da kanserin gelişiminde etkili olsa da tüm pankreas hastalarında yok.
Ceyhan erken sayılabilecek başka belirtilerin pankreas kanserini düşündürdüğünü anlattı: “Örneğin safra yolunu tıkayan tümörler hastada direkt sarılık yapıyor. Bu yerleşimdeki tümörün çoğu kere damara sıçramadığını görüyoruz. Yani erken evrede yakalamış sayıyoruz.
Aniden diyabet olmak bize pankreas kanserini düşündürüyor. Ama yine de bu durumlarda da yakalayıp metastazı olan hastalar çıkıyor.
Üçüncü grupta pankreas kistik tümörleri var. Bunları saptadığımızda takip ediyoruz. Değişiklik saptar ve uygun görürsek kanser olmadan ameliyat ediyoruz.”
Akraba evlilikleri riski artırıyor
Pankreas kanseri giderek daha genç yaşta görülüyor. Sebebini açıklayan bazı önemli faktörler var. Ceyhan ilk sırada sigarayı saydı. Obezite bir diğer önemli risk faktörü:
“Özellikle obezite artı sigara faktörü olanlarda pankreasın yağlanması artıyor. Pankreas yağlanmasının kansere etkisini yeni yeni anlıyoruz.”
Pankreas kanseriyle ilgili bazı mutasyonlar biliniyor. Ancak bilmediğimiz bazı mutasyonlar da var. Yaklaşık yedi sene önce Almanya’dan Türkiye’ye dönen Ceyhan klinik gözlemini paylaştı:
“Genç hastalarımın çoğu akraba evliliği yapmış. Türkiye’de bunun ciddi bir faktör olduğunu düşünüyorum. Çünkü ailenizde zaten bir risk varken, aile içinde evlilik yaparsanız o zaman riskinizi çok fazla yükseltirsiniz
Çünkü şu an herkes sigara içeyim diye o elektronik sigaraları içiyorlar. Biz şu an o elektronik sigaraların ne yapacağını bilmiyoruz. Onların iyi olmadığını gösteren çalışmalar var. Uzun vadeli neler yapacak onu daha hâlen bilmiyoruz bile. O yüzden herkes kendisini kandırmasın.”