Boş laflarla boşluğu yoketmeyin
B

Mustafa Alp Dağıstanlı
Mustafa Alp Dağıstanlı
Gazeteci. Kitapları: 5Ne1Kim? - Gazeteciliğin Mutfağından Sansür - Otosansür Hikayeleri, Bildiğin Gibi Değil - Osmanlı, Anekdotlar: Edebiyat Tarihimizden Anılar, Tanıklıklar

MUSTAFA ALP DAĞISTANLI

mustdagistanli@gmail.com

Geçen gün nasıl bir işkenceye maruz kaldığımı göstermek istiyorum size. Bunu yapayım derken sizi de biraz maruz bırakacağım için üzgünüm, ama anlatmanın başka yolu yok.

Sözcü TV’de Senem Toluay Ilgaz’ın muhabir Muratcan Altuntoprak’a sorusu:

“Bayrampaşa operasyonu, 48 kişi adliyede, ne olacak bugün, şu anda ne oluyor?”

Cevap:

“Şu dakika itibariyle adliyeye sevk edilen kırksekiz ismin ifade işlemlerinin başladığını söyleyelim savcılık katında yedinci katta bulunan savcılık katında ifade işlemleri devam ediyor Hasan Mutlu’yla birlikte toplamda kırksekiz isimden söz ediyoruz ki, Cumartesi günü gerçekleşen operasyon kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı yolsuzluk iddiasıyla yeni bir soruşuturma açıldığını duyurmuş, rüşvet verme, rüşvet alma, zimmete para geçirme, irtikap gibi suçlamalarla kırksekiz isim için gözaltı kararı vermişti işte o isimlerden biri de Bayrampaşa Belediye Başkanı Hasan Mutlu’ydu onunla birlikte aynı zamanda yine belediye başkan yardımcıları, belediyenin üst düzey bürokratları ve çalışanları da gözaltına alınmıştı operasyonun tarihi Cumartesi günü ve sabah saat sıfır altı itibariyleydi işte bugün dördüncü güne girmiş bulunuyoruz ve dördüncü günde de artık adliyeye sevkler de gerçekleşmiş bulunuyor Hasan Mutlu’nun dün emniyetteki ifadesi yaklaşık 12 saat sürdü ve bugün de savcılık makamında ifade verecek gözaltının dördüncü gününde artık biz daha önce gördüğümüz operasyonlarda da bu durumlara alışmıştık zira, gözaltı süresinin tamamı kullanılıyor ardından adliyeye sevkler gerçekleşiyordu ki, bugün de böyle oldu kırkksekiz isim adliyeye sevk edildi tabii süreç nasıl işleyecek? Daha önce operasyonlarda gördüğümüz gibi bu süreçte de savcılık sorgularının ardından eğer savcının bir talebi olursa tutuklanmaya yönelik nöbetçi sulh ceza hakimine sevkedilecek kırksekiz kişi tabii tutuklanma dışında da adli kontrol talebinde de bulunabiliyor savcı bu kapsamda ilerleyen saatlerde Bayrampaşa Belediyesi için ve Belediye Başkanı için de kritik saatler olacak bunu söyleyelim tabii bu işin yargı boyutu bir önceki yayınımızda da vurgulamıştım hem yargıya hem siyasete bakmak lazım zira Bayrampaşa Belediyesi içinde belediye başkanlık koltuğunun Cumhuriyet Halk Partisi’nden Akparti’ye ya da Cumhur İttifakı’na geçme ihtimali söz konusu olabilir zira Bayrampaşa Belediyesi’nde son haftalarda gerçekleşen belediye meclis üyeleri istifalarıyla birlikte Cumhuriyet Halk Partisi meclisteki çoğunluğunu kaybetmiş durumda zira otuzyedi kişilik bir meclisten söz ediyorduk Cumhuriyet Halk Partisi burda çoğunluğu temsil ediyordu ancak şu dakika itibariyle Cumhuriyet Halk Partisi’nin onsekiz, Cumhur İttifakı’nın onbeş, dört de Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa eden meclis üyesi var yani bu çoğunluğa baktığınız zaman onsekize ondokuz gibi bir durum ortaya çıkıyor Cumhur İttifakı ve bağımsızların ortak hareket edebileceği iddiası üzerinden böyle bir çıkarım yapmak da söz konusu Cumhuriyet Halk Partisi’nin olası bir tutuklama kararıyla karşı karşıya kalması belediye başkanı Hasan Mutlu’nun olası bir görevden uzaklaştırma kararıyla karşı karşıya kalmasıyla birlikte yaklaşık otuz yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisi’ne geçen Bayrampaşa belediye başkanlığının da yeniden Cumhuriyet Halk Partisi’nin elinden gitme ihtimali söz konusu işte bir yanda yargı ayağı bir yanda da siyaset ayağı bu iki ayağı da birbirine paralel olarak değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum savcılık işlemleri başladı ama henüz ifadelere ulaşamadık henüz ifadeler tamamlanmadı kırksekiz ismin ifade vereceğini söyleyelim uzun da bir ifade öngörüyoruz özellikle akşam saatlerine kadar da burda ifadelerin devam etmesini bekliyoruz yine sıcak gelişmeler oldukça biz kameraman arkadaşım Agit Ok’la birlikte takibi sürdürüyoruz diyerek sözü yeniden size bırakalım.”

Bu işkence üç dakika 15 saniye sürüyor, bir ömür. Şuradan biraz bakın da anlayın metne döktüğümde niye hiç nokta kullanmadığımı, sadece bir iki virgülle yetindiğimi.

Boş laflarla, kelime takrarlarıyla, saçmalık tekrarlarıyla, berbat cümlelerle dolu bir ‘anlatım’. Tam 446 kelime paralanmış ama bir anlatım yok aslında ortada. Noktalarla virgüllerin en önemli işlevlerinden biri durdurmaktır, boşluk yaratmaktır, okura bir nefeslenme imkanı vermektir. Bir metin bu işaretlerin kılavuzluğuyla okunur. Yazıdaki bu durak işaretleri, konuşmadaki duraklardır, boşluklardır.

Neden böyle oluyor? Çünkü muhabirlerin akıcı konuşması isteniyor. Akıcılığı sağlamak için de işte böyle boş laflara, tekrarlara başvuruluyor, noktaya, virgüle bakılmıyor, es verilmiyor, neredeyse nefes alınmıyor. Gayriinsani bir şey bu. Muhabir tabii ki soruyu biliyor önceden, cevabını da biliyor, ama bunlar düşünmeden konuşmasını neden gerektirsin. En iyi bildiğimiz konuyu anlatırken de düşünüp konuşuruz. Düşününce de yutkunur, kelimeleri dilimizin ucuna geldiği gibi boca etmeyiz.

Ben bu tarza ilk kez NTV’de dış haberlerde çalışırken rastlamıştım, 20 yıl oldu. Nilgün Balkaç Ankara’da muhabirdi, bağlanıldı, bir şey anlatıyordu, aynı böyle. Hakkını yemeyeyim, cümleler belki bu kadar bozuk değildi ama bu kadar boştu, bu kadar saçmaydı, bu kadar tekrardı. Boğulur gibi olmuştum.

Geçen gün de öyle oldum. Muhabir nefes almaz gibi laf dökerse okur boğulacak gibi olur.

Oysa yazı da, konuşma da, nutuk da boşluklarla örülür. Düşünme de boşluk ister, ara ister. Bir düşünün, hiç boşluğu olmayan, hiç paragraf arası olmayan beton gibi bir metin gelse önünüze ne hissedersiniz? Dünyanın bütün ülkelerinde bütün okurlar bir sayfaya, bir metne baktığında boşluk arar. O boşluklarla rahatlarlar. Bir ferahlık hissederler.

Şu yazdığım yazıyı hiç paragraf arası olmadan önünüze getirseydim, büyük ihtimal okumaya bile yeltenmezdiniz, çoğunuz yeltenmezdi. Ben de sizin gibiyim.

Yazıda da, hayatta da boşluklara muhtacız. Hem bazan boşluklar da doludur, Dağlarca’nın şu şiirindeki gibi:

Ölür sevdiğin

kalır yanında yeri.

O ‘yer’ hem bir boşluğu gösteriyor hem o yerin boş olmadığını.

Tam da bu işkenceye uğradığım gün Facebook’ta Nafiz Güder’in paylaşımında Lao Tzu’nun şu şiirine rastladım (Çinceden İngilizceye Man-Ho Kwok, Martin Palmer, Jay Ramsay çevirmiş, Nafiz de oradan Türkçeye):

Otuz tane çubuk vardır bir araba tekerinde,

Ortadaki göbekte buluşur hepsi de.

–ama bak işte, bomboştur göbeğin ortası

ve bu sayededir onun işe yaraması!

Boşluk bırakmalıdır bir kâseyi yoğuran

İçindeki boşluktur, onu yararlı kılan.

Kullanışlı kılar bir evi ve odayı

Duvardaki kapı ve pencere boşlukları.

Yerine getirmek için işlevlerini,

Yapıldıkları malzemeye muhtaçtır hepsi.

Ama hiçlik olmasaydı içlerindeki,

Bir işe yaramazdı hiç biri.

DİLE GELENLER

Goişi Kojima’dan mektup var

MAD: Japon dilbilimci Goişi Kojima’nın Türkiye’deki maceralarını anlatan yazım üzerine okurumuz Erdem Kaya şu mektubu göndermişti:

“Efendim, ‘ichi’ yani ‘1’ geçiyor isminde. Goiṣi değil Goiçi olmalı doğrusu 🙂

小島 剛”一”

Kojima Go(uzun o)içi.”

Goişi, Lazona’dan ayrıldıktan sonra Japonya’ya gitmişti. Ona Erdem Kaya’nın mektubunu göndermiştim, ama Japonyadayken bu işlere bakmayacağını da biliyordum. Goişi yaşadığı Fransa’ya birkaç gün önce döndü, bize de şu mektubu gönderdi:

Japoncalar

(1) Standart Japonca yapay bir dildir. Günlük hayatında her Japon kendi şivesini konuşur. 200 civarında bulunan ‘şive’ler, aslında ‘dil’ kabul edilmelidir. Aralarındaki fark, Türkçe ile Özbekçe ya da Yakutça arasındakiden daha büyüktür.

(2) Standart Japoncanın Latin harflerini kullanan çevriyazı sistemi de bir değil. Kokutei-şiki, Nihon-şiki, Hebon-şiki vs var. Japonya Dışişleri Bakanlığı vatandaşların pasaportunda daha değişik şekilde yazıyor.

(3) Amcalarımın birinin adı Standart Japonca olarak Goichi‘dir. Benimki ise Gōichi ya da Gôichi şeklinde yazılır. Ama ikisi de ‘şive’mizde bambaşka şekilde telaffuz edilir.

(4) İlk defa Türkiye’ye gittiğimde Fransız arkadaşlarımla birlikte idim. Onlar, doğal olarak adımı Goişi’ diye söylüyordu. Tanış Türkler de aynı telaffuz ediyorlardı. O zamandan beri Türkçe konuştuğumda kendimi Goişi’ diye tanıtıyorum.

(5) Adımın son hecesi Standart Japoncada ‘çi’ diye okunur. Benim ‘anaşive’yi merak ediyorsan, adımın son hecesi ne şi’ ne de çi’dir; zi’ ile ‘zı’ arasında bir şeydir. Doğduğum çok dar bir bölgenin dışında kimse doğru telaffuz edemediğini çocukluktan biliyorum.

OYUN

Kurallar ve puanlama

* Kelimeler en az 4 harfli olmalı
* Aynı harf bir kereden fazla kullanılabilir
* Özel ad yok, mastar yok

Toplam 12 kelime bulacaksın.

4 harfli kelime = 2 puan
5 harfli kelime = 4 puan
6 harfli kelime = 6 puan
7 harfli kelime = 12 puan
Ortadaki harfe 5 puan hediye

İlave her harf 3 puan

7 harfin tümünü kullanırsan 7 puan da hediye.

Ben 236 puan toplayabildim.