Türkiye toplumsal dokusu açısından da kırılganlık dozu yüksek bir ülke… Ezelden beridir, farklıların ve farklılıkların kaynadığı, ancak bunların sadece yan yana, aslında ayrı ayrı yaşayabildikleri bir diyar…
…Bu yüzden ‘siyaset tanımımız’ başka diyarlardan farklıdır. Siyasetten anladığımız bir yanıyla ‘kendi cemaatimizi ve değerlerini değişime kapamak, en katıksız haliyle muhafaza etmek’tir.
…’İlke’ yerine ‘fayda’yı merkez alırız ama, bunu kendimize bile itiraf etmeyiz… Yine aynı kördöğüşündeyiz…
Demokratlığı, ‘kendisine benzeyeni talep etmeye ve yüceltmeye’ indirgeyen, kendisinden farklı olanı ise yargılayan ve dışlayan’ bu ataerkil ve köktenci kültür, yine başımızı ağrıtıyor.
Yeni bir döneme girme ihtimalimiz yüksek. Önümüzdeki dönemde, sorunların çözümünde özgürlük fikri ve ortak demokratik değerler etrafında ne kadar buluşulabileceği çok daha önemli bir soru olacak.