Brezilya, Türkiye’nin 10 misli büyüklüğünde 8 milyon kilometrekarelik bir ülke. Nüfusu, iki Türkiye’den fazla; 200 milyon dolayında. Cardoso böyle bir ülkede, yüzde 80’in üzerinde katılımlı seçimde 1994 yılında yüzde 54 oy almış, ve elde ettiği 34 milyon oy ile ilk turda seçilmiş. Üstelik, yüzde 17 ile ardından gelen Lula’ya yüzde 37’lik bir fark atarak Brezilya tarihinin uzak ara seçilme rekorunu kırarak cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmuş.
Fernando Henrique Cardoso, 1998’de ikinci kez ama yine ilk turda seçilmiş. 36 milyon oy ve yüzde 53 ile. Lula , yüzde 31 ile yine onun arkasında kalmış.
Yani nereden baksanız, Cardoso’nun “halk desteği” ya da “milli irade” sicili, Tayyip Erdoğan’dan çok daha parlak.
Bir siyaset adamı çok büyük bir destekle iki dönem cumhurbaşkanlığı yaptıktan sonra, pekalâ dingin, sakin kalabiliyor, gayet insancıl, sıcak ve son derece alçak gönüllü olabiliyormuş.
Lord Acton’un meşhur sözüdür, “İktidar bozar; mutlak iktidar mutlaka bozar”… Şart değilmiş. Fernando Henrique Cardoso’yu görüp tanımasam, inanacaktım…