Bolu’da 78 kişinin öldüğü, 133 kişinin yaralandığı yangına ilişkin görülen Grand Kartal Otel davası sürüyor.
Müşteki Yüksel Gültekin “Bu davanın siyasallaşmasını istemiyorum, siyasi dava değil. Olayda sorumlu olanların buraya getirilmesini istiyorum” dedi.

21 Ocak’ta gece yarısı çıkan yangınla ilgili davada otel sahibi Halit Ergül ve Bolu Belediyesi yetkilileri dahil 19’u tutuklu 32 sanık var.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy yangından sorumluluğu bulunduğu öne sürülen bakanlık personeli için soruşturma izni vermemişti.
7 Temmuz’da başlayan ilk duruşma Bolu Adliyesi’ndeki duruşma salonlarının kapasitesi yetersiz olduğu için 700 kişilik kapasitesi bulunan Bolu Sosyal Bilimler Lisesi Spor Salonu’nda sürüyor.
Yangında oğulları Bilal ve Enes, kızı Rumeysa, gelini Sena, torunları Yusuf Sinaneddin, Muhammet Selim ve Bekir Sadık Gültekin’le Sümeyye Güner’i kaybeden müşteki avukat Yüksel Gültekin, sanıklara şöyle seslendi:
“Ne kadar bağırsak, çağırsak, bu vicdansız katiller müebbet alsa, yüreğimiz soğumaz. Her sabah akşam mezarını ziyaret ediyorum, ömür boyu da uyumayacağız. Buradan hafif ceza alarak kurtulsanız nasıl uyuyacaksınız”
Avukat Gültekin siyasilere şu sözlerle isyan etti:
“Daha ne zamana kadar susacaksınız? Ölüm var. Gel 10 dakika duruşmayı seyret, sonra git. İkinci, üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı gün, kimse yok. Neredesiniz siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri? Ben bu sekiz canı, bu arkadaşlar da 70 canı unutursa namerttir. Hepinizin yakasından tutmazsak, hesabını sormazsam cümle alem yüzüme tükürsün.”
“Bir korku filmiyle ve cinayet şebekesiyle karşı karşıyayız” diyen Gültekin “İrfan’a (itfaiye eri tutuksuz sanık İrfan Acar) seslenmek istiyorum, çok gençsin, sana yazık oluyor. Olayı aydınlat, bu olayı aydınlatmadan kurtulamazsın” dedi.
Gültekin sözlerini şöyle tamamladı:
“Susan arkadaşlara son kez söylüyorum, rüyalarınıza girer. Konuşma hadisemizin bittiğini düşünüyorum. Söz yüce yargıda, adalete güveniyorum. Dışardaki şebekenin de buraya gelmesi için gayret ediyoruz. Bu davanın siyasallaşmasını istemiyorum, siyasi dava değil. Olayda sorumlu olanların buraya getirilmesini istiyorum. Her sene gelen, yiyen içen muhtemel çantalarını parayla dolduran hiçbir şekilde denetim yapmayan, çay kahve içen insan aklıyla alay eden kamu görevlilerin yargılanacağına inancım tamdır.”
Kızı Burcu, damadı Kıvanç’la torunları 12 yaşındaki Pelin ve dört yaşındaki Kerem Güngör’ü kaybeden Ayla Filiz şu beyanı verdi:
“Ama bu caniler yüzünden hepsi gitti. Kızım aile şirketimizin yönetim kurulu başkan yardımcısı olarak çalışıyordu. Çok saygın biriydi. Otel sahiplerinin ihmalleri, para hırsı çocuklarımızı, 78 canı bizlerden kopardı. Tamam, otellerinde hiçbir şey yokmuş ama en azından yangın olduğunda kapıları çalsalarmış. Kapıları çalıp bağırsalar, arabanın kornalarını çalsalar çocuklarımız 10 dakikada oteli boşaltırmış.”
Otel sahipleri, yöneticileri, Kültür ve Turizm, İçişleri ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlıkları personelinden kim sorumluysa şikayetçi olduğunu belirten eşi Şaban Filiz’se, sanıkların cezalandırılmalarını talep etti.
Filiz, sözlerine şöyle devam etti:
“Yok böyle dünya. Dört evladım gitti, benim için yaşam bitti. Her gün üç dört defa mezarlarına gidiyorum, çok yalnız kaldım. Kızım 13 defa gelmiş otele, buranın müşterisi. Çocuklarımızın eşyalarını da bulamadım. Nerede, nasıl öldüler bilemiyoruz. İnsan mahcubiyet içinde olur. Halit Bey, nasıl şirketi yürütmüş, bugüne gelmişler? Kazaysa teslim edin kendinizi adalete, savunmayın. Böyle yaparak bizleri daha çok üzüyorsunuz. Hepsinden şikayetçiyim.”