Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, gazeteci Fatih Altaylı’nın ‘cumhurbaşkanını tehdit’ suçundan tutuklanmasına neden olan sözlerini ‘şiddet çağrısı içeren kara propaganda’ diye niteledi.

Altaylı, YouTube kanalındaki programında halkın yüzde 70’inin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ömür boyu görevde kalmasına karşı olduğuyla ilgili bir anketi yorumlamış ve şöyle konuşmuştu:
“Bu oran çok da beklediğim oran. Şu anda AKP seçmeninin önemli bir bölümü ve MHP seçmeninin bir bölümü dışında hiç kimse böyle bir şeye onay vermez.
Geçmişine bak bu milletin, yakın geçmişinden söz etmiyorum, uzak geçmişine bak, bu millet hoşuna gitmediği, istemediği zaman padişahını boğmuş bir millettir. Az buz değildir öldürülen, suikaste kurban giden Osmanlı padişahı, boğazlanan veya intihar etti süsü verilen.
O yüzden öyle baktığın zaman bu halk her şeyden vazgeçebilir ya da vazgeçmiş gibi görünür ama seçme hakkının elinden alınmasından ve kendi kaderini kimin belirleyeceğini belirleme hakkının elinden sonsuza kadar alınmasından hoşlanmaz. O yüzdendir ki burada hakiki bir diktatörlük kurma hayali olanlar asla kuramazlar. Tam kurduklarını zannederken bir de bakarlar ki kuramamışlar. Tam aksine bu onların da lehine olmaz ülkenin de lehine olmaz.”
‘Cumhurbaşkanını tehdit’ suçlamasıyla resen soruşturma başlatılmış, Altaylı, tutuklanmıştı.
Tutuklama kararının ardından Tunç X’ten şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bir sosyal medya yayınında ‘ömür boyu başkanlık’ şeklindeki, tamamen uydurulan asılsız bir iddia üzerinden Sayın Cumhurbaşkanımıza ‘diktatör’ iftirasında bulunulması; tarihî gerçeklikten uzak, yalan ve yanlış örneklerle hakaret ve şiddet çağrısı içeren bir kara propaganda yapılması kesinlikle kabul edilemez.
Hakaret ve tehdit, hiçbir demokratik hukuk düzeninde düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez. İfade özgürlüğü; kişilik haklarını, kamu düzenini, milletimizin değerlerini ve devletin anayasal kurumlarını hedef alan saldırıların bahanesi olamaz.
Hukuk Devleti ilkesinin gereği olarak hiç kimse, Cumhurbaşkanımıza yönelik diktatörlük gibi çirkin ve yakışıksız ifadelerle hakaret ve tehdit içeren beyanlarda bulunma hakkına sahip değildir. Tehdit ve hakaret, gazetecilik perdesi arkasına saklanarak meşrulaştırılamaz.
Soruşturmayı yürüten savcılık, Anayasa’dan ve kanunlardan aldığı yetkiyle, kişi ve unvan ayrımı gözetmeksizin görevini ifa etmektedir. Hiçbir makam ya da kişi, yargıya talimat veremez.
Unutulmamalıdır ki, demokratik toplumlarda eleştiri ile suç arasındaki sınır nettir. Hukukun çizdiği bu sınır aşıldığında, gerekli adlî mekanizmaların devreye girmesinden rahatsız olunmamalıdır.”