Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
1999 depreminden sonra, Özel İletişim Vergisi adı altında, deprem vergisi toplamaya başladılar. 26 yılda 145 milyar lira toplandı. Hazine’nin kasasına giren para yaklaşık 40 milyar doları buluyor. Bu paralar deprem dışında her şey için kullanıldı.
Aynı şeyleri yaşıyoruz. O paralarla, bütçe açığını finanse ettiler. Duble yollara, garantili projelere harcadılar. Paralarımız, daha fazla kâr, daha fazla rant için bizden bir şeyler tırtıklayıp duran, doymaz müteahhitlere, arsız patronlara, hortumlamaya doymayan iktidarlara gitti. Bütün o yıllar boyunca, rant uğruna İstanbul’u teslim aldılar. Kâr hırsı ile kuşattılar, beton yığınına çevirdiler. Uydu görüntülerine bakın, bir karış yeşil alan görürseniz bilin ki orası mezarlıktır…
Toplanan bunca paraya rağmen, 23 yıllık AKP iktidarı döneminde, büyük İstanbul depremi için tek bir çivi bile çakılmadı. Herkesin hemfikir olduğu tek bir konu var. Büyük İstanbul depremi için, geri sayım çoktan başladı. Başımızı giyotine uzattık çaresizce bekliyoruz. Biz sıradan İstanbullular ise, her sarsıntıdan sonra aynı şeyleri yaşıyoruz: Çuvalla para döküp satın aldığımız evin bir tabuta dönüşmesinden korkarak yaşıyoruz. Her sarsıntıda aynı çaresizlikle “Acaba müteahhit bizim evi nasıl yaptı” diye soruyoruz. Fay hattını zimmetine geçirmiş gibi bilirkişi kesilenlere kulak verip, kaygı, endişe ve korku ile akıbetimizi öğrenmeye çabalıyoruz…